Olsun dediğimiz şeylerin olduğu gelecekten yazıyorum.
Havanın soğukluğundan dolayı sımsıcak güneşin serinlettiği bir günü seçtim gitmek için. Ufuk her zamanki gibi flu bir çizgi. Hiç gitmediğim yerlere gideceğimi biliyordum, sadece yolun bu kadar uzun olduğunu bilmiyordum. Neyse ki mevsimler zaten benim olmuştu. Olsun dedim ben de.
Istanbul soğuk. Yağışlı. Gürültülü. Boğucu. Ağır mektubu yolcu koltuğuna koydum. Ne de olsa artık o dolduracak bu koltuğu. Son yokuş gibi tanıdım İstanbul'u hep. Bitince düzlüğe çıkaracak gibi hayalleri. Yokuştur ya hayaller hep, geldiği güne kadar düzlüğü göremezsin. Ufkun flu çizgisi asker ruhumu uygun adım yürütürken, gözyaşlarımı silmedim. Terk etmeyi bekledim o şehri. O derin kabusu.
Sadece "olsun" diyerek kapatabilir mi bir devri insan? Hadi olsun dedik, bir kedi almadan nasıl veda edersin o masum bakışlara? Masum kalan tek gözler onlar sanıyordum, meğer gelecek günler çok daha masummuş. Bembeyaz bir sayfa. O sayfayı buruşturmak için ellerinden geleni yaptılar ama kalemleri olmadan sadece önceki sayfaların rüzgarla savruluşuna seyirci kalabilirler. Kalemi elime aldım, radyoda bir şarkı, gönlümce yazıyorum.
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta