Ben herkesle konuşmayı sevemedim, biliyorsun. Ayıp olmasın diye dinlediğim her kalabalığa demek isterdim oysa;
-Ulan s*ktirin gidin.
Ben biraz da soğuk yerleri severim, kasveti yerleri kendimden hallice, biliyorsun. İnsan kendinden kötü durumda bir şey gördüğünde sevinir gibi oluyor ayıp olmazsa. Mutluluğun kelime anlamından hariç her neye hitap ettiğini pek anlamadım hiç. Olurlarını düşünmeyi bırakalı çok oldu bu gün biliyorsun. Yarını düşünmek artık sadece hamallık gibi. Yaraları sararak iyileştirmek ile sarmadan beklemenin de acısı aynıymış mesela. Mesela yalnız olmak kişi sayısından bağımsızmış. Sessizlik diye bir şey yokmuş mesela kafanın içindeki o*uspu çocuğu hiç susmayınca... Ben en çok geceleri sigara içerim biliyorsun. Üşümeyi severim veya belkide ölmeyi, denemedim bilmiyorum. Çok yorgunum biliyorsun biraz küsüm biraz da ağladım. Tenime kan kokusu yapışmış gibi bu aralar, işin kötüsüyse hiç yabancı gelmiyor oluşu. Tam yolun ortasına bir yastık bir yorgan istiyorum sadece, bir sokak lambası da olsa iyi olurdu. Etrafımdan itler geçsin, insanlar, rüzgar. Üstümden bulutlar karasıyla akıyla, güneş ve ay. Sonra kim kazırsa kazısın dünyanın pisliğini üstümden, Benim pisliğimi de dünyadan. Gerisini de biliyorsun zaten en çok ta bilmediklerini...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta