“Ben sana mecburum bilemezsin” der Attilâ İlhan
“Dünyamı verdim sana, bende kal” der Aziz Nesin
“Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan”
demiş Can Yücel...
Peki ben, ben sana ne desem, neler söylesem, nasıl anlatsam sevdamı
Balıklar sever ya billur denizi, rüzgarlar öper ya pamuk bulutları
Ayyuka çıkmış gözü kör inci beyazı sevdam, şuracıkta tutar mı ellerimi yeniden
Sanmam...
Kocaman yarınlarım var diyordum
Bitmez sanıyordum umutlarımı
Yanılmışım...
Gözbebeklerini milât saydım oysaki, saçların benim küçük ülkemdi
Kanıksadım sessizliği, ürpertileri, yalnızlığı
Kısa bir an için bir ömür verirsin ya hani
Çığlık atarsın ya bütün olmazlara, yıkılmışlığa derinden
Ben böyleyim işte, böyle gidilesi olmayan bir yoldayım..
İçimdeki minik çocuk sessizce ağlıyor köşede
Bir çılgınlık yap haydi, çocukça bir şey olsun ve tabii saçma
Mesela sevmeyi dene beni, olmaz mı?
Bir çılgınlık yap haydi
Gecenin bir yarısı aç telefonu şarkılar söyle bana
Şiirler oku...
Hiç duymadığım sözler fısılda kulaklarıma,
Tam her şey bittiğinde çıkagelen bir umut istiyorum, kurşun grisi duvarları delecek
Riyasız, yalansız, alelade basit sözler duysa kulaklarım, sadece senden gelen
Çok mu zor...
Dünyanın tüm ordularıyla savaşmaya hazır olan kudretim, yine çaresiz kaldı gülüşünün önünde.
Yok hayır, yeter... bu sefer hazırlıklıyım, güçlüyüm hiç olmadığım kadar
Kalbime aslını unutturan kadın, senden hiçbir şey istemiyorum artık
Sahipsizliğime sığındım, elimde kalan son zaferimdi çünkü...
Keşkelerin sonu yok, unutulmuşluklar delice fısıldıyor kulaklarıma
Çaresiz sancılı sokağıma uğramadım bu gece, telaşlanmıştır belki de hüzünlerim, bilmiyorum.
Bugün biraz mavi koksa ya her yer, biraz da bulut beyazı
Sonra sen gelsen... Otursan karşıma...
Zihnim bomboş.. canlanmadı hiçbir şey, o kadar zorladım
Yok.. olmuyor, nasıl bir tükenişse bu, kalmamış geriye tek bir şey
Günlerden beyaz.. şaşırma, benim için hepsi birer renk artık günlerin
Dün sarıydı mesela, geçen gün lacivert, evvelsi gün mavi..
İçimde var bir sanrı, duvarların içinden geçen yalnızlığıma yoldaş olan
Herkes ateş böceği görürken, benim gördüğüm buz böceği, uzaklardan bana fısıldayan...
Haydi çık gel bir akşam
Bahar koksun, toprak koksun düşlerim
Saçının her bir telini öpüp koklayayım
Uyanmaya kalmasın vaktim...
Oyuncağı elinden alınmış küçük çocuk hırçınlığı var bugün ben de
Ruhum kıvranıyor ıslak ellerinde, nasıl da cengâver bakışlısın, korktum
Bu ürkeklik niye, niye bu zamansız tokat, ey zevahirine meftun olduğum
Niye bu hercai suskunluk, hapsolmuş tenime yetmezken sirayetin
Üstüne bir de niye ölüm kadar cüretkârsın..
Ah güzel İstanbul, vapurların kalkmasın bugün iskeleden
Arabalar yol almasın köprülerinde, uçmasın bugün uçakların
Süzülüvermesin martıların gökyüzünde ve simit atmasın onlara insanların
Kendini dinle sadece, bir gün be, ne olacak ki, kısacık bir gün..
At kendini denizine, kaybol içinde umarsızca kimseye hesap vermeden
Düşünme yarını, bırak sensiz kalsın insanlar, martılar ve diğer her şey
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!