Sen de ağzını aç
Sen de konuş
Senin de dişlerin var ağzına
Sen de gül benim gibi
Yaşadığını göreyim
Tut özgürlüğü
Karınca nerden bilsin
Dört bacağının olduğunu
Ve birinin eksildiğinde üç kalacağını
Bilse kaybeder mi o kadar
yürüyemeyeceğini
Karıncaya benzetirsen beni
Yeni doğmuş yaşlı bir adam
Annesinin ağzından anlatıyor
Yüz yıl dizilmiş anılarını
Yorgunluğundan anladım
Kırışıklığından yüzyıllık teninin
Sevmesinden anladım işte anlaşılır her şeyinden
Annem önüne yığmış bir dağ boyu güneşi
Ben istedikçe koparıp koparıp üstüme
Oturmuş güneşin karşısına
Ben karanlıkta kaldıkça
Kucak dolusu ışık,
Ve bağrından koparıp kucak dolusu
Nişancılığıma diyecek yok
Attığımı vuruyorum
Vurduğumu da öldürüyorum
Öldürdüğümde acımıyorum
Kaskatıyım
Kurşun atıyorum
Ve hastalanacak olursan
On yedinin üstüne çıkmamalı akrep
O saatten sonra almazlar seni revirin listesine
Ölünde kalır dirinde
Yakar kendini ateşin
Yakar hastalığın
Başkalarının fazlalığını eleştirmek
Kendi eksiğini tamamlamaz
Arkamdan bakma bana
Tanıyamazsın
Gücenirim
Bak önümü dönüyorum
Yüzüme, duygularıma
Sevgime ve gerçeğime
Bir de sinema açın odama
Odam da beni gösterin bana
Bana ait değil biliyorum, yıldızlar
Ben burayı
Üste milyonları verseniz de almam
Ben öldüğümde biliyorum
En azgın dalgaların coştum nehirlerin
Yalınayak yürüyerek
Nehirler ki azgın
Taşa çarpsam taş kırıldı
Dokunduğumu kayalar yarıldı
Çünkü yüreğimde sevdan vardı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!