belki bir kelebek gelir,
uçuruverir karaya vuran kayığı denizine...
belki bir ömür geçer,
belki bir saat...
belki de bir ömür gibi bir saat...
Ne güzel şeydir,
Tam ortasında durup dünyanın,
gelen geçeni seyreylemek...
ve bir günebakan huzuruyla
salınmak rüzgarda...
Bir uçurtma peşinde koşan
Belki,
Sana yağmur yagdiramam
O ürkek güvercinleri
Gün agirimlarinda omuzuna konduramam
Dalgalandiramam sensiz giden vapurlarin denizlerini
Aydinlatamam bensiz gecelerini
tarifsiz bir yalana giden
upuzun yolların
birbirine kavuşamayan
şeritleri gibiyiz
şimdi biz...
küçük şeyler istiyorum artık...
limon kokusu gibi mesela,
söğüt ağacının serinliği gibi
Geçmişten bugüne esen rüzgar gibi..
Küçük şeyler!
KUMBARABABA
Kendimi sana biriktirdim kızım,
Hani gün gelir de sıkışırsan,
Ruhun daralırsa
Hani canın çok sıkılırsa,
İçin daralırsa..
(GÖZLERİ GÜLEN GAMZELİ KIZ)
gözleri gülen gamzeli kızın romanını yazdım;
okumadı kimse...
çünkü yazdığım roman
Kimsenin bilmediği bir dilde...!
son kullanma tarihi üzerinde yazılı bir aşkın,
ilk kullanma tarihinde terk etmiştik ruhumuzu..
aklımızda geleceğin flu görüntüsü,
ruhumuzda geçmişten getirdiğimiz tatlı ızdıraplar...
Derdimiz günümüz tüketmekti birbirimizi...
Oysa hayat
Bir kimliği vardı yazdığı şiirlerin...
Çünkü birer insandı aslında onlar
Kendi hayatından yarattığı,
Yaratıp da yaşatmak zorunda kaldığı...
Tanrısıydı o yazdığı şiirlerin...
Tanrısıydı kafiyeli dörtlüklerin...
sen hiç adadın mı ruhunu bilinmez bir rüyanın
saçma sapan yorumlarına
söylenen gerçeklerin yalan olduğuna inandırdın mı hiç kendini
sevdiğin kadının
sevmediğin insanların kullanıp attığı
sahte bir banknottan değerisiz olduğunu görmezden geldinmi hiç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!