Bir akşamın son cümlesinde unuttum adımı,
rüzgâr dolandı içime,
kimse fark etmedi...
Yıldızlar susacaktı neredeyse üstümüzden
bir ormanın unutulmuş kalbinde,
denize en çok benzeyen sensizlikte.
Bugün de bitti.
Bitti demek kolay aslında;
yerinde durdu denebilir.
“Gemiden indik,” diyorlar.
Ben hiç binmemiştim;
Solgun yağmurlara dalıp,
pusulasız bir şekilde;
yani bakmadan bir daha ardıma;
Gözlerindeki şehrime geri döneceğim.
Avuçlarımı açacağım vardığımda,
Gözlerimle sayıyorum uzakları
Ama hiçbir kuş dönmüyor
Ben de gitsem dönmezdim belki
Bilirsin;
Özgürlük, uzak bir şehir
İnsan gidince dönmek istemeyebilir...
Yorgun yüzünde
Eski bir isyan var,
Gözlerin uzak,
Sanki hiç dönmeyecek bir trenin ardından bakar gibi…
Bir şehir kadar yalnızsın şimdi,
Biraz kendime kırgınım bu aralar
Çay koymayı unutuyorum mesela
Kendime...
Boş bardağa bakarken yakalıyorum içimi
Neyi unuttum bilmiyorum
Ama bir şey eksik
Tamam,
aşk bir devrim sayılmasın peki.
Ya insanı kendine karşı
sokağa döken şey ne?
Günlerin geçmemesi;
Oysa yaşamaksa rüzgârın adı
Bir bulut geride kalsan ne olur?
Ayağında yükü varsa yaşamın
Tayın sırtında koşsan ne olur?
Ne kadar gittik diye dönüp baktığında,
sehpalara taşındı gölgesi kentin
çarmıha vuruldu sessiz duvarlar
gecenin mor sularında
ışığıyla sardı karanlığın terini.
kırılmadı omzu rüzgârın yüküne
elimde kalan son resim
bitmeyen bir cümlenin ortasında
yarım kalan bir nefes gibi
atsam, sen gider




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!