-Sayın Suat Yerkent'e-
Tam yirmi beş yıl önce benim için,
'Arkadaşınız leb demeden leblebiyi anlıyor'
Demiştiniz öğretmenim.
Oysa ben şimdi
Şiir güzelliğinde bir yürekle
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Devamını Oku
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim




Öğretmenim
-Sayın Suat Yerkent'e-
Tam yirmi beş yıl önce benim için,
'Arkadaşınız leb demeden leblebiyi anlıyor'
Demiştiniz öğretmenim.
Oysa ben şimdi
Şiir güzelliğinde bir yürekle
Bu dünyada
Nasıl olup da otuz yedi yıla eriştiğimi
Anlayabilmiş değilim.
Evet; Zaman adı verilen ve durmadan dönen bir çarkın,kanatlarına asılmış olan evren cisimleri,kanatlar döndükce cisimlerinden zerre,zerre törpülenerek uzaya savrulan (göktaşları) parçalar yanında, bizimde bünyemizden bir çok şeyin kopup uzaya savrulması,bu uçsuz bucaksız denge unsuru içinde gayet de normal bir olgu olduğunu düşünüyorum.
Çok güzel bir anlatım olmuş,TEBRİKLER
Hamiye Alkış
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta