Sevgili evladım Memo,. Kendinden bahsederken sakın ‘vatansever’ kelimesini kullanma, çete mensubu olmakla suçlanabilirsin, başın derde girebilir. Milliyetçilik, ulusalcılık gibi söylemlerde de bulunma ırkçılıkla suçlanabilirsin. Sakın türküm falanda deme aşağılanırsın. Ülkeyi ne kadar sevdiğinden, ülkeye bağlılığından kimseye sözetme, ‘’Vatan Millet, Sakarya edebiyatı’’ yapmakla suçlanırsın, içeriye atılırsın, ciddiye alınmazsın. Zaten vatan dediğin nedir ki, imara açılabilir hazine arazisi, satılabilir liman, para karşılığı devredilebilir nehir, maden falan demektir. Ha unutmadan, büyükdedenin Çanakkale, Suriye, Kafkas cephelerinde çekilmiş subay üniformalı resimleriyle Atatürk takvimini de indir duvardan. Kendini suçlu hissetmemen açısından söylüyorum yani. Bakışlardan rahatsız olabilirsin.Sakın bayrağına küfrederlerse sinirlenme, iyi bir dayak yersin,guruplardan atılırsın.. PKK’lılar haraç almaya geldiğinde onlara iyi davran. Ödemelerini yap, bir de yemek ısmarla. Öcalan posteri, PKK bayrağı verirlerse kabul et. Artık Meclis’te ‘’PKK ile aramıza mesafe koyamayız’’ diyen, Türkçeyi kabız konuşabilen milletvekilleri tarafından alenen temsil ediliyorlar. Bölünmüş, Güneydoğusu’nda Kürdistan yazan Türkiye haritası açarlarsa itiraz etme. ‘’Büyük Ortadoğu Projesi böyle bir harita gerektirmektedir’’ de ve kabullen. Devrimciyim falanda deme, Türklerden devrimci olunmazmış.Devrimci dediğin ya Kürt olmalı, ya Ermeni olmalıymış. Yavrum, artık kibar, zarif, efendi, çelebi, dürüst, namuslu olmana da gerek yok. İstediğin zaman argo konuşabilir ve hatta küfredebilirsin. Kendini tutamadığında ya da etrafta seni durduracak birileri olmadığında karşındakine tekme tokat da girişebilirsin. Karşı çıkanı ez, döv, parçala, hayatı zindan et. Emin ol hiç kimse yaptıklarının hesabını sormayacaktır.heleki sırtını iktidara dayarsan, dokunulmazlığın var oğlum, Yasalar ancak onlara uyanlar için vardır. Türkiye’de yasalar kişinin maddi gücüne bağlı olarak esnetilebilir, değiştirilebilir.yeterki başbakan dudaklarını oynatsın, Yapabilirsen kendine hemen bir silah edin, gücün daha da ‘tartışılmaz’ hale gelir. Sana rüşvet, komisyon, bahşiş teklif edildiğini anlarsan sakın direnme, biraz pazarlıkla fiyatını artırmaya bak ve verilen avantayı hemen kabul et. İnan ki hiç bir sakıncası yok. Tersine, rüşvet almak, çalmak artık insana saygınlık kazandıran, gücüne güç katan faziletler. Bu ülkenin çoğu maddiyata tapınıyor artık. Allah 2. planda kalmış. Maddiyatın kaynağı önemli değil. Servetini uyuşturucu, silah, kadın satarak, rüşvet alarak edinmiş olabilirsin. Bundan utanma.Para insanı kirli göstermiyor canımmm. İnsanların dini inançlarını kullanarak büyük miktarda paralar da toplamış olabilirsin, din- allah kelimelerini ağzından düşürme, birde kendine 99 luk bir tesbiğ ayarla. Bunu da vicdan meselesi yapma. Hiç sorun değil. Bütün yapman gereken bir banka kurarak ‘kara’ paranı aklamak olacaktır. Hesap sormaya cesaret eden olamaz. Olursa eğer ‘’Ben soyguncu değilim’’ dersin, ‘’Banka soymadım, banka kurdum’’.banka olunca tefeci sayılmazsın oğlum, Namustu, şerefti, haktı, hukuktu, dürüstlüktü, boşver bunları.Oğlum memo yazı yazmak senin neyine, yerleştir kendini bir ibadethaneye....Gözlerinden Öperim..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta