Öfke Yemi
Çınlayan çelik bir çan gibi düşer bildirim.
Ekranın soğuk camı
Avuç içinde dijital bir hançere dönüşür.
Parmak uçlarından kıvılcımlar sıçrar,
Damarlarından ağır bir lav akar,
İçindeki kara maden, çürüyen ruhundan
Çatlayarak yüzeye çıkar.
Yem, ipek bir yılan gibi
Dilinin altına kıvrılır.
Tadı bal, sonu paslı bir çivi…
Yuttukça büyür.
Sonunda bir ejderhaya dönüşür.
Nefesi, metruk binaları
Yıkan kasırga kadar sert.
Birileri uzaktan izler,
Ateşinle şömine yakar,
Çığlığından keyif alır.
“Haksızlığa dayanamıyorum!” dedikçe sen
Bir yat daha iner denize.
Öfken, kripto madeni işletir.
Adı adalet, acı bir ironi!
Ve sen klavyede kükrerken
Ekran görüntüsü alınır.
Bir avukatın gülümsemesi belirir uzakta,
Tazminat davaları sıralanır,
Cüzdanın sessizce kanar.
Provokatör geceyi
Kahkahayla kapatır.
Karanlığa kırbaç vurup
Hakikatin ışığını gör!
Öfke beklesin kapıda!
Açmazsan
Kendi kuyruğunu yer,
Yem toz olur.
Dr. Osman Akçay (Seğmenoğlu)
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 12:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)