Atıyor tutuyorsun,
Yalanların dizboyu! ...
Haramı yutuyorsun,
Seni şeytan bacağı! ...
Kızarmıyor hiç yüzün,
Hep gülücük attırır,
Gönülleri ısıtır,
Tasaları dağıtır,
Çok kültürlü bu Sevda
Pamuk gibi elleri,
Kahve kahve gözlerin,
Mutlu eden sözlerin,
Baldan tatlı dillerin,
Özletiyor sevgilim.
Çocuk gibi sevincin,
Yerinde durmayacak,
Camlara taş atacak,
Kafa-kaşı yaracak.
Bir torun istiyorum.
Sert yumruklar atacak,
Nerden çıktın karşıma
Seni tatlı yaramaz
Ne de çabuk büyüdün
Seni tatlı yaramaz.
Şeklin şemalin çok güzel
Gözaltı mor ve de kırışık
Yılların ağırlığını taşıyan yaşlı teyze.
Seni zincire vuran bağlayıp döven
Oğlum dediğin hayvanı neden doğurdun?
Sana bir ekmeği çok gören,
Boşvermiş Ufuk Bey, dünya malını,
YALIÇİFTLİĞİ’nde salınır gezer
Ayrılık ateşi, yakmış bağrını,
Mecnun –Kerem gibi, düşünür gezer
Eşinden ayrılmış, seneler önce,
Denizleri coşturan
Kayalara vurduran
Köpekleri kudurtan
Uğultulu geceler
Uykular gitti elden
Seher yeli gibi geçse de ömrün
Ağlarsın, gözyaşın kurutamazsın,
Gelmeden baharlar kurusa gülün,
Gönül bahçemizi unutamazsın
Karbeyaz ellerin durur elimde
Bir ay değil, yıllar geçse aradan! ...
Hiç görmesem, belim yere bükülse,
Zindana atılıp tel-tel dökülsem,
Assalar, kesseler seni unutmam! ...
Pınarlarda, su kalmasa, kurusa.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!