Balçıktan yoğruldu en saf cevherler,
Kibir ateşinden kaçar giderler.
Gökten inen o büyük beyaz nuru,
Alnında bir mühür gibi gizlerler.
Bir yanda ateşin kör kucağı var,
Bir yanda toprağın bin kundağı var.
On birin hilesi sarsarken arzı,
Dokuzun bitmeyen bir şafağı var.
Melez gölgeler sarmış dört bir yanı,
Unutmuşlar o kutsal, yüce anı.
Saf olan beklerken sabırla burda,
Nurla yıkar her gün kirli zamanı.
İda’nın yelidir ruhu arıtan,
Güzel kokulardır şerri korkutan.
Negatifi tanıyan o keskin göz,
Gerçeği seçer karanlıkta yatan.
Binlerce yıl sürdü bu gizli savaş,
Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş.
Emanet taşınır elden ellere,
Gözlerdeki yaşa olur arkadaş.
Dünyayı yöneten o soğuk eller,
Bilmez ki kalptedir en güçlü yeller.
Burhaniye ye gel , Akçay önünde,
Sırrı fısıldar kurumayan diller.
Rabbi Yasir derken dokuzun dili,
Bükülmez o safın, o doğrunun beli.
Bismillah dedikçe özdeki cevher,
Durulur nefsin o bulanık seli.
İblis kibrini kuşansa da her gün,
Sonu hüsrandır, sonu elbet sürgün.
Toprağın evladı nurla sarınmış,
Ateşin oyunu bitecek bir gün.
Dokuz kıta bitti, söz vuslat olsun,
İyilik dileyen menzili bulsun.
Hasan dostumun o berrak gönlüne,
Enlil’in nuru her zaman dolsun...
Hasan Belek
25 01 2025
Kayıt Tarihi : 25.1.2026 16:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)