Gönlüme veçhinden ateş düşünce,
Biter diye canda figan, gelmiştim!
Ne sözler büyüttüm inceden ince,
Aşka olur diye beyan, gelmiştim!
Toroslarda duman vardı, kar vardı,
Rüzgâr vurur gülüm tenha düşersin,
Hangi elde solduğunu bilemem.
Deli bir ırmağa benzer gidişin,
Şimdi nerde kaldığını bilemem.
Vebalimiz gözlerinden sorulur,
Dillere sığmayan bir kedersin sen,
Olmadı aşkını beyan sevdiğim.
Mecnunum, düşlerin ardındayım da,
Yok mudur sesini duyan sevdiğim?
Figan etsen güller bilmez kederi,
Ey düşler diyarı, Hüma’nın yurdu,
Sanki, gül şehrinde pazar Erzurum.
Sevda çiçeğini inciten rüzgâr,
Tufan olur canda tozar, Erzurum.
Kalbimdeki çığlar senin karından,
Kurudu çölümde son kutsal ırmak,
Ateşe savurdum çağlayanlarımı.
Muhacirim gözlerine bir düşün,
Yitirdim çöllerde ceylanlarımı…
Bitmez karanlığın bağrında sızı,
Bir dağ gibi belledin mi yanmayı?
Aşka mekân kılmış erenler yurdu.
Öğretmişler gökler gibi dönmeyi;
Özünü erliğe verenler yurdu.
Keremler Aslı’yı aradığında,
Kuşandım da siyahından kederin,
Derman gizli dertler sinede derin,
Hüma gibi ardındasın dağların,
Sükûn bulacağım yer olur yüzün.
Arayanlar bulur her emelini,
“Anadolu’nun bütün garip annelerine.”
Bir masalı yarım koydun giderken,
Kerem yandı, Aslı yanar mı anne?
Karlı dağda tezen bir ala geyik,
O doru at, bana döner mi anne?
Aşk için bedeller istenir candan,
Canan için seyran olur âşıklar.
Sevdayı bağışlar o Ulu Yezdan,
Sevgiliye hayran olur âşıklar.
Sahralara çağırırlar yan diye,
Unutma, dağların eğilir başı,
Yolcunun çilesi yolun aşkından.
Bırak talih ile sen bu savaşı,
Gönlünü toprak et kulun aşkından.
Bu yollardan nice erenler geçti,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!