Keder oldu aynalarda suretin,
Hayalini kurduğumu bilmedin.
Öldürdü sevdayı kinin nefretin…
Her gün seni vurduğumu bilmedin.
İnayet olunca dost cemalinden
Bir ayet okurum, duymaz kimseler.
Ey rabbim, düşersem sen tut elimden.
Rahmetinle bana kıymaz kimseler.
Ey düşler diyarı, Hüma’nın yurdu,
Sanki, gül şehrinde pazar Erzurum.
Sevda çiçeğini inciten rüzgâr,
Tufan olur canda tozar, Erzurum.
Kalbimdeki çığlar senin karından,
“Anadolu’nun bütün garip annelerine.”
Bir masalı yarım koydun giderken,
Kerem yandı, Aslı yanar mı anne?
Karlı dağda tezen bir ala geyik,
O doru at, bana döner mi anne?
Aşk için bedeller istenir candan,
Canan için seyran olur âşıklar.
Sevdayı bağışlar o Ulu Yezdan,
Sevgiliye hayran olur âşıklar.
Sahralara çağırırlar yan diye,
Unutma, dağların eğilir başı,
Yolcunun çilesi yolun aşkından.
Bırak talih ile sen bu savaşı,
Gönlünü toprak et kulun aşkından.
Bu yollardan nice erenler geçti,
Rüzgâr vurur gülüm tenha düşersin,
Hangi elde solduğunu bilemem.
Deli bir ırmağa benzer gidişin,
Şimdi nerde kaldığını bilemem.
Vebalimiz gözlerinden sorulur,
Duru bir ırmakta hüsnünü seyret,
Bense cemaline bakmayı bilmem.
Nergisi gibi kibrin can alır gider,
Ardından ağıtlar yakmayı bilmem.
Bakamam yüzüne ölürüm diye.
Rengini ateşten almış bir gülsün,
Bilmezdim kalbimde har olduğunu.
Nedamet ehliyim, yol yorgunuyum,
Anladım vuslatın zor olduğunu.
Seher rüzgârına gül eğilir de,
Ateşin halesinde sema kurulur,
Hiçliğe çağırır şem pervaneyi.
Can sunanlar bu yoklukta dirilir,
Bırak, zindan bilsin kem, pervaneyi.
Ezeldeki ahde bir dönüştür bu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!