Bir eylül hüznüdür mor erik,
Kara önlüğüme doldurduğum
Çocukluğumun sevincidir.
İki inatçı keçinin karşılaştığı,
Çocukluk hafızama kazınan
Mahremdi sevmeler yeryüzünde,
Güneş bile birden sızmaz içeriye,
Bile bile günahlar serpilmezdi
Gönül bahçelerine.
Mahremdi, babanın çocuğunu sevmesi,
Yaşamsal eğretiler…
Düzgünleyemediğim,
Kopuk hatlar,
Şimdi yaşananlar…
Layık olmadım sevmelere,
Ve yok oluyorum,
Nefessiz,
Dizlerimin çözülmüş bağı,
Sine-i göğsünde,
Patoya…
Ne korkular yaşadım seninle
Ölüm dizimde ..
Zakkum sevdası gibi ..
Geceye korkuyla başlarım ..
Günahlarım ağırdır gecede .
Lila , gül yüzlüm
Bana uzansa ellerin,
Isınır yüreğim,
Ah Lila ,kaçmasan ...
Düşlerim düşer önüme ,
Sana götürebilmek için geceleri,
Bağışlanmamış günahlar
Elimde,
Bağışlanacak olmak dileğiyle
Yürüyorum…
Saklı bir nedene doğru
Cevap bulamadığım değilsin
Hüznün adamıydın sen,
Akşam geceye kavuşurken..
Ağır adımlarla.
Usuldan gelirdin..
Yaşama sevinçlerini yoklamaya.
Bir mabedin yolcusuyum ben…
Üstümde kaynayan güneşin sarısı,
Yokluğun var oluşuna tanıklık ederek,
Yürüyorum mabedime.
Bir mabedin yolcusuyum ben,
Yol oluyor gece,
Karanlığa, gömülen gözlerime,
Huzur bulmak için,
Yürümek gerek, siyahın en derinliğine,
Kurtulmalı ruhum caf caflı yalanlardan,
Siyah kalmak, huzur çağırmak gerek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!