Bir gece ki bu gece diğer gecelerden çok farklı aynen tuhaf tuhaf
Bir ay ki küçülmüş yıldızlar gölgesinde harman tanesi gibi yulaf yulaf
Yıldızlar bir parlamış ayla yarışmış sollamış kocaman kocaman büyük büyük
Güneş firsatçı zaten kaçmış kurtulmuş şapşal şapşal siyah şallara bürünüp...
Hiç güvenme bu günde, yarında bu cana
Çok güneşler battı,belki doğmazsın yarına..
Hiç ders olmadı mı? okunan selalar gelmedi mi sağ
Kimsin sen! ..
Ne konuşuyorsun?
Her derde çare buluyorsun kendini över gibi
Mutlu geçti bütün ömrümüz
Acısıyla tatlısıyla
Bitiyor ne çare ömrümüz
Tüm saatleri aynı anda tümünüde kırsakta...
Uzunca bir deniz kıyısında plajın yıkanmış kumunda
Güneşin gülüp insanları güldürdüğü sıcak bir gün
Arkasına bakmıyordu garip, çünkü yoktu kimse umurunda
İçinden geldiği gibi hayallarini yazdı çizdi üzgün üzgün
Yüzyıllar önce insanları güldürmeye uğraşan iki zat
Anlaşılmaz değerleri idamları onaylansada heyhat
Karagöz Hacivata hacı cav cav diye hitap eder durur
Bu gün günlerden tam onüç ekim
Bu gün toprağa girdi kimler kim
Dünyaya sığmayan kelimeler
Yıllar eski yıllar ama isa'dan öncesi değil
Akdeniz kıyısı bir şehir Antalya; Afrika değil
Dışı insan görünümlü ana-baba içi insan değil
Bir evin var çocuğun var birde kocan
Şendir kıymetini bilirsen yuvan
Nerde sevgi diye ararsan durmadan
Yıl ikibin beş koca İstanbul'da eridi bitti babam Yaşar Turan Kocaoğlu
Yaş değildi seni bitiren,dumanda boğulan torunun Mustafa Kocaoğlu
Yaşasaydın babam tutsaydın bırakmadan torununla bu kızının elinden
Boynuma sarılıp ta Kızım diye çağırıp seslensen duysam senin dilinden...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!