Ankara Karlı, Kurt’lar Yaslı
Dört Nisan Yüreğimde Paslı
Doldu Meydanlar Asena, Ülkü, Alparslanlı
Dört Nisan Yüreğimde Paslı
Koca Heybetli Çınar, Son Başbuğ
Akıyor Gözlerden, İpil İpil Yaş İle Buğ
..
Bugün 1 Nisan olduğunu bildiğim halde.?
"Seni Seviyorum" dese Yine İnanırım...
..
..Rüzgar ile doğanın,birlikte omuz omuza vererek,volkanik lavlar üstünde raksettiği bir danstır Kapadokya...! '
-01 Nisan 2009-
..
Nisan Bahar ayıdır ve Eros’un yay’ıdır,
Gönlümdeki depremin en belâ bir fay'ıdır.
..
Şakalar yaparak,
Her yıl geliyor,
Nisan Bir,
Neş'e dağıtıyor.
Yeşeren dünyaya,
Hayat veriyor,
..
baharda o ilk açan çiçekler kadar
güzel sevgili.
özledim seni...
duyuyor musun?
nisan yağmurlarına karışan aşk melodimizi.
o zaman sen de özledin beni.
hadi şimdi gel
..
Geçipte yıllar boşuna, gelince ikibinüç,
Çok kolay verdin, evlilik kararı; olsa da güç…
Nedir, hiç düşündün mü,bu kararı verdiren güç,
Susuzluktan, ayaklarını suya erdiren güç…
Yirmiüç,otuzüç derken hep,olacaktın kırküç,
Yaşamında ne takatın kalacaktı, ne de güç…
..
İnsan haklarını içeren özgürlük, demokrasi, ulusal egemenlik ve bağımsızlık düşüncelerini 88 yıl önce karanlık günlerde Atatürk ilke edinmiş bu ülküyü ulusal ve evrensel alana geçirmiş Türk Ulusu kadar dünyaca benimsenmiş bir liderdir. Bu gün çağdaşları olan dünya liderlerinin düşünce ve yapıtları ortadan kalkmış heykelleri yıkılmıştır.(ÇORŞİL MİSOLİNİ, HİTLER. LENİN. v.b GİBİ) Ama Atatürk ve düşünceleri dimdik ayaktadır. O’nun izinden gitmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak kutladığımız bu mutlu günümüze ülkemizde olduğu kadar her yıl 23 Nisan günü dünya çocukları içinde bir simge olmuştur. Çünkü O yüce insan geleceğin teminatı olan Türk ve dünya çocuklarına armağan etmiştir.
19 Mayıs 1919 da Samsuna çıkan büyük önder Amasya genelgesinden sonra Erzurum kongresi ve Sivas kongresi gibi ülkenin can damarını oluşturan toplantılar yapmıştır ve Türkiye’nin kalbi olan Ankara’da 27 Aralık da büyük bir coşkuyla karşılanmıştır.
23 Nisan 1920 de büyük komutanlar ve mebusların hazır olduğu Hacı Bayram Veli camiinde Cuma namazını izleyen bir anda Kuran’ını Kerim okunduktan sonra dualarla tekbirlerle meclis binasına gidildi Kurtuluş savaşımızın utkusu için kurbanlar kesildi ve yüce meclis açıldı. Artık yönetim ulus egemenliğine dayalı olan ve Kurtuluş savaşımızı yönlendirecek TBMM meçlisi açıldı. Artık bu meclisin alacağı karar etkinlik kazandıracaktır. O günlerde yurdun her köşesine genelge gönderilerek Kurtuluş savaşımızın kazanılması için camilerde Kur’an okunması hutbelerden dualar yapılması istendi.Ülke bölünmez bütünlüğü ve ulusun birliği zaferin sonuçlanmasında etken olan
genelgesinden Ulu Önder’in buyruklarını ulusumuz aynı ses ve imanla yerine getirmiştir.
Daha Erzurum Kongresi’nde alınan kararla ülkenin bütünlüğünün ulusal bağımsızlığın sağlanmasına başlangıç olmuştur. Devletin temel ögelerinin insan toğluluğuna mutluluk getirecek şekilde belirlenen misak-i milli sınırlarımızın ve ulusal egemenliğimizin ilk adımları atılmıştır. Bu bizim için vazgeçilmez bir kavramdır. Türk ülkesinin sınırları kesin olarak belirlenmiştir. Ulusal egemenliğimizle kurulan Yüce
Türk Milleti’nin ekonomik gelişme imkanını da elde etmek daha çağdaş, daha düzenli bir ülke olarak demokratik, özgür, sosyal hukuk devleti yolunu açmıştır.
Bugün O’nun açtığı yolda hızla devam ediyoruz. Bugün Türk Milleti Çağdaş yolda, ekonomide, demokraside hukukta savunmada ve her alanda Ortadoğu’nun süper ülkesi olmak yolunda gurur ve onurun kıvancını yaşıyoruz.
..
AİLE VE ÇOCUK
Aile denilince akla gelen ilk şey çocuklarımız, Bizler çocuklarımız için ne yapıyoruz. Toplumda önceden kadınlar, ‘çalışan’ ve ‘ev hanımı’ şeklinde tanımlanırken, günümüzde bu ayrım ortadan kalktı. Bunun yerine ‘çalışan’ ve ‘çalışmayan’ kadın kategorisi kullanılmaya başlandı. Biz de bu kategorilerde yer alan kadınların yanlış algılarını değiştirmeye çalışacağız. Ev hanımı statüsü bugün her iki grubu da kapsar hale geldi. Zira dışarı da işçi veya işveren olan da evin de oturan da aslında evinin hanımı. Fakat kimisi ‘hanım’ kelimesinin büyüsüne fazla kapıldığı için midir bilinmez, eşinin gönlündeki ‘sultan’ makamını unutarak kendisini ev işlerine kaptırıveriyor. Öyle ki, gün kızıl örtüsüne bürünüp uzaklaşırken o, hâlâ bir şeyleri temizleme telaşında oluyor. Çocuğuyla ilgilenmeyi bile çoğu zaman temizlikle eş tutuyor. “Ben iyi ve ilgili bir anneyim. Çocuğumun üstü başı tertemiz! ” cümleleri de buna tanıklık ediyor çoğu zaman. Oysa çalışanıyla çalışmayanıyla bütün ev hanımları bilir ki, ev işi nankördür! Sanki dün bir dolu kimyasal temizlik malzemesi içinde çırpınarak pırıl pırıl yapılan ev orası değildir. Hal böyle olunca bu temizlik fiili her gün aynı şekilde tekrar ediliyor. Ne deterjan kokuları arasında Rahman’ın hediyesi çocuğun kokusu duyulabiliyor ne de banyodaki aynanın lekesi kadar yavruların kalbindeki boşluk düşünülebiliyor. Adeta eşyanın hizmetçisi haline gelen kadın, kendi çocuklarını bile unutuyor. dünyada ikinci plana atamayacağı annelik rolünü unutuveriyor. Ve sonuç ne oluyor: Bir hiç tekrar tekrar hep başa dönüyoruz. Çocuklarımıza vakit ayıramıyoruz. Dikkat ettiğim husus şu sadece iki bayramda çocuklarımıza vakit ayıra biliyoruz.23 Nisan ve 19 Mayıs da sadece ve sadece vakit ayıra biliyoruz. O zaman çocuklarımızın var olduğunu hissedebiliyoruz. Peki neden? Ev işi ve çocuk bakımı yüzünden kendini geliştirmeye fırsat bulamayan kadınların sayısı da az değil. İyi bir evlat yetiştirmek için dahi kitap okumayan, evinin içerisinde bile olsa fikir ya da fiil üretmeyen kadının hanımlığı sadece dört duvar arasında kalıyor. O evde dururken çocuklar okulda, eş ise işi gereği girdiği ortamlarda yeni şeyler öğrenerek kendini geliştiriyor. Fakat eve döndüklerinde bu birikimi aktaracak bir muhatap bulamıyorlar. Bu da zamanla aile içi iletişimsizliğe sebep oluyor. Gerisi acı ama bilindik bir hikâye: Yıllar geçtikçe eşini beğenmemeye başlayan çocuklarını bile görmek istemeyen beyler, annesini, kutsalını küçümseyen evlatlar ve kendine güvenini yitirip amaçsız kalan bir kadın… Acaba ondan mıdır ki, kendilerini hep suçluluk duygusuna kapılıyorlar. Acaba ben çocuk yetiştiremiyor muyum gibi düşüncelere kapılıyorlar. Aile denince akla gelen ilk şey bir yuva kurmak şu bir gerçek ki, yuva kurmakla olmuyor. Eğerki, o ailede çocuk varsa önce nasıl yetiştirebileceğini bilmeli terbiye nasıl verilir. O ailede çocukla nasıl diyoluğa girmelidir. Bunları bilmek lazım, Her şeye sahip olduğu halde mutsuz olan çocuklarda ne gibi eğitim hataları yapıyoruz? Çocuğun asıl ihtiyacı nedir? “Çocuğum için her şeyin en iyisi olsun diyorsanız önce eğitim almamız mı lazım” derken doyumsuz bir çocuk mu yetiştiriyoruz? Bütün bu soruların cevapların da kendimizde de arayalım, sadece bayramlarda aklımıza gelmesinler.
Şahit olduğumuz şu gerçeği gördük,23 Nisan da çocuklarımızın ne kadar neşeli olduğunu ve bir o kadar da sevinçli bir ortam gösterdiklerini gördük Anne ve Babalarının karşısın da çok mutluydular bu dünya onlarındı sanki sadece bayramlarda değil de normal hayat yaşantımızda da çocuklarımızı unutmayalım onlara öğle bir sevgi ve şefkat gösterelim ki, bir ömür boyu mutlu ve mesut olsunlar Anne ve Babadan örnek alsınlar. Bizlerde çocuk olduk. eğerki bizler yaşamadıysak onlara yaşatalım çocukluklarını Bir çiçeği evinizde nasıl sulayıp bakıyorsak solmaması için kendi çocuklarımıza da öğle davranalım sevgimizi eksik etmeyelim.
Zehra Okur
..
23 Nisan bizim çocuklar.
23 Nisan hepimizin
Cumhuriyetimizin beşiği
23 Nisan'da kurulmuş çocuklar.
Dünyada ilk çocuk bayramını
Bize veren Atamızı
..
Büyük önderin,
Anadoluya güneş gibi doğuşunun ardından...
Bir nisan yağmuru serinliği içinde,
Ulusunun bağrına yağdığı gündür!
Gökyüzünün o engin derinliğinde,
..
NİSAN YAĞMURLARI
Nisan yağmurlarında,
gezerken...
aşık olmak istedim
uçan kuşa,gönül verdim
yeni açmış,çiçekleri sevdim
ne güzel!
..
Yeni aşk lara yelken açtım
Her limana uğruyor gönlüm
Şıpsevdi biri olup çıktım
Şaka yaptım,kandırdım seni
Bugün seni düşünmüyorum
Özgürlüğümü kutluyorum
..
Mucizevî miraçta başlayan yüce fetih;
Nar etti sineleri, çıkardı birçok fatih.
Fırsat bulan her sultan, çalıştı çabaladı;
Bu hasretin sevdası, gönülleri dağladı.
Ama nasibi olan, methe layık olacak;
..
Bugün 23 Nisan
Neşelenin çocuklar
Bu bayramı bize
Atatürk armağan etti
Şarkıları türküleri
Söyleyelim birlikte
..
Kırıldığını sandığım şu tahta kalemim,
Belkide hala işlevini sürdürmeyen gözlerim,
Ve üzerinde iki-üç damla göz yaşı ile süslenmiş
bir kağıdın karşısındayım uzun bir aradan sonra, bu nisan akşamı
he birde nisan demişken artık benim için ne insanın nede nisanın önemi var.
nisanı nisan yapan sevgi dolu gözlerin, sözlerindi belkide
..
nisan yağmuru ilaçtır derler gülüm
şemsiyesiz dolaşırım hep,
nisan ayında
korunaksız,korkusuz,özgürce
nisan yağmuru ol,yağ üstüme
yağki yılların biriktirdiği,
yorgunluğumu al
..
10 NİSAN 1988 SABAHI BABASIZIM
Kaloriferci Hikmet'in solgun yüzü
İrkiltiyor beni, 'Müdür çağırıyor.. ' sözü
Babam çok ağırmış, beni bekliyorlarmış...
Adana yollundayım, içimde meçhulün közü.
..
Nisan yağmurları mayısta açacak çiçekler için yağardı
Nisanda yağmur yağmazsa mayısta çiçekler açmazdı
Çiçeklerin nisan yağmurunu beklediği gibi
Bende seni bekliyorum gelde yağ hadi
Yağ ki
Yeşert
..



