'Yalnız', eriyen mumda tükenen bir fitildir,
Her insanın içinde bir yalnızlık gizlidir.
Yalnız, kendi yanında yanan bir meşaledir,
Yalnızlık; tükenip, ama hiç bitmeyendir.
Yalın yalnızlıkların karmaşık dekorunda,
Bizi seveni, ay parçası sözlerle donattık da,
Yıldız halesi hayallerle, sözde hiç avutmadık.
Sabah olmaya yakın, şafak anında,
Güneşi toz pembe, hiç ağartmadık!
Bizi seveni, kalbinden vurduk da,
Surelerin sureti sur olmuş lisan-ı haline ona sır demişler,
Sürmüşler sürek avında süreyi ahvaline canı sürmemişler,
Cehline karşı cehd ile cünd iken, cevrine cezbetmemişler,
Ceddinle arşı vecdile inletirken levrine aşk demişler.
Bir tılsımlı sevdadan açılırken suzinak nağmelerin zulası,
Her devir devreder devrin ölçüsüzlüğü,
Devinerek devleşir devam eden kargaşa,
Ulaşmayan göremez derin ülküsüzlüğü,
Devrilerek devrimleşir devşirdiğin devasa.
İster taç yap başa, ister elinde maşa,
Uyukken değil oğul, uyanıkken ayakta,
Tarihin rahmi akıttığımız sularla çağlıyordu,
Bir inci tanesi gibi suskun ve derinde,
Sazanları seyreden çınar, köküne ağlıyordu,
Ve yeller esiyordu gövdesinin yerinde.
Sonra biz aslan gibi beklerken zinde,
Dost; karlı dağların erimesidir,
Irmakların, denize yürümesidir,
Bir anın takvimle hesabı değil,
Bir ömrün, kaç asır sır ötesidir!
Dost; gönüllerin mihenk taşıdır,
Evrende; her şey, sonsuz bir ölçüyle kurulmuş teşkilat,
Bu öyküdür, her zerrenin kalbindeki hakikat,
Öyle olmasaydı kim bilir, nasıl dururdu yerli yerinde,
Kendi yerinde bile kendine, ayaklanmış tabiat!
Ama aşk ayrıydı, yazda kış, kışta yaz gibi yaşadık aşkı,
Mevsim normalleri dışında seyreden hava akışı,
Çeyizler sandıklara gömüldüğü günden,
Kutsal kitap kundaklanıp, duvara asılalı beri,
Mavzerler uzak kaldığı vakit mevzilerden,
Yırtıldı kanımızla yazdığımız tarihin çeperi.
Gelenek dediler, gelen eklerle özü yok ettiler,
Töre namına türlü saçmalıklar türettiler,
Sen, zaman kavşağının meçhul adresinde Cumartesi,
Bir trenin, bir süre, yersiz, dağ eteğinde beklemesi,
Uçsuz mürekkepsiz bir kalemin işlevsiz müsvettesi,
Ve dokunulmaz kalplerin en mahrem köşesi..
Seni; tozlu raflara, yağmurlara, yollara,
Seni senden kaçırıp, sana yollayanlara,
Bir şiir patladı yeşil gözleriyle gecede,
Kısa saçlı, deli dolu kemancının içinde,
Aydınlattı heceler mavi mumda göz yaşını,
Perdeleri içine kapanmış bir odada kör ışığı.
Gönül pistinde bir aşığın kavalyesiz duruşu,
Eşli danslara eşsiz ayak uyduruşu,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!