Nil'e Sesleniş
Nil de neymiş, Boğaz var der geçerdim.
Sen gönlümün içinden geçiverdin.
Ne bulurlar deyip de gülerdim;
Bir fısıltınla beni susturuverdin.
"Dünyayı gördüm." diye kanıvermişim;
Meğer sana pek de geç kalıvermişim.
Ben seni bir nehir sanıp, geçip gittim;
Sense çağları çoktan yoğurup eğittin.
İskender sana gelmiş, Sezar sana.
Onları anlamadın, Yavuz'u anlasana.
Napolyon bile senden umdu medet;
Hadi, gel de Mehmet Ali Paşa'yı reddet.
Potomac, Mississippi birer su;
Seine de, Thames de hep kuru.
Tuna, sana ancak evlat olur doğrusu;
Senin yanında boş bunların konusu.
Anladım ki piramit sensiz olamazdı.
Geometri temelden sana bağlı.
Mimari, yol, sistem gelir hep senden;
Akmaya devam et artık içimden.
Ey kadim Nil! Ağır ak, vakur ak sen.
Çöller senden yeşerir, çağlar senden.
Ben su sandım; meğer akan, tarih yeşerten
Bundan böyle durma, ak hep yüreğimden.
Anlaştıksa bir kolun yatağından biri kalbimden
Samet Tarakçı 10.07.2026 22:45 Kahire
Samet TarakçıKayıt Tarihi : 13.07.2026 11:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şair, dünyanın çeşitli büyük nehirlerini gezmiş, onlardan etkilenmiş, bazılarında kano yapmıştır. İstanbul’da büyüdüğünden, gördüğü her nehri Boğaz’la karşılaştırmış ve hiçbirini onunla kıyaslanabilir bulmamıştır. Bu nedenle, henüz görmediği Nil’i küçümsemiş; ancak onu görünce çarpılıvermiş ve Nil’e seslenme ihtiyacı duymuştur.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!