Var'ı paylaşmak kolay, yok'u paylaşmak zordur
Düzde yürümek kolay, dağları aşmak zordur
Gayesi olmayanlar dizde derman bulamaz
Yağız atlar misali dörtnala koşmak zordur
İşgalciler ülkeme küstahça dadanmıştı
Mehmetçikler doğarken yurduna adanmıştı
Bilmiyordu gafiller, her Türk asker doğardı
Yurduna saldıranı kanlarında boğardı
Doğarken kulağına okunurdu ezanlar
Bunlardan bîhaberdi Türk'e mezar kazanlar
Bak güneş yine ışıdı
Yeni hafta yeni umut!
Bizi bugüne taşıdı
Yeni hafta yeni umut!
Geceden vardık sabaha
Çağa mührünü vurdu çelikten kanatlılar
Şükür bir daha geçti bu geçitten atlılar
Zalimin mumu söndü karanlık gecelerde
Bayrağa rüzgâr oldu yeni Ulubatlılar!
BİR YILDIZ DAHA KAYDI EDEBİYAT SEMASINDAN
M. NİHAT MALKOÇ
Gün geçmiyor ki kıymetli bir dostun ölümünü haber almayalım.
Gün geçmiyor ki kıymetli bir dostun ölümünü haber almayalım, ölümün hüzün sağanağına tutulmayalım. Hayatın bu doğal akışında ölüm hiç kimseyi ıskalamıyor ne yazık ki. Halk tabiriyle söylemek gerekirse kara haber tez duyuluyor. O acı haberler ki hayatın tadını tuzunu kaçırıyor, bizi derin üzüntülere sevk ediyor. Dünya lezzetlerini acılaştıran ölüm, hayat var oldukça hep var olacak, o acı ve hüzünlü yüzünü yaşayanlara hep gösterecektir. Çünkü o, lezzetleri acılaştırandır. Her ne kadar ahiret hayatına inanmış, Hakk’a teslim olmuş olsak da ölümün yüzü acıdır. O ki yaptıklarımızın hesabını vereceğimizi lisan-ı hâliyle hatırlatandır. Bir dostla dünya hayatı süresince bir daha görüşemeyecek olmak, keyifleri kaçırır, bizi yalnızlaştırır, hatıraların ormanında yolumuzu kaybetmemize sebep olabilir.
Ölüm, ibret ve nasihat için yeterli olsa da, bunları alabilmek için şuurlu olmak gerekir. İlk insandan son insana kadar, hayat var oldukça ölüm, yaşarken ayağımızı denk almamız gerektiğini, sonunda hesap vereceğimizi kulağımıza her daim fısıldayacaktır. O; yeryüzüne gönderilen hiçbir canlının ebedî olmadığı, nefeslerin sayılı olduğu gerçeğini, dünya gurbetinden bir gün sıla yurduna göçeceğimizi hatırlatacaktır. Dün böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Ölümsüzlüğün kapısı olan ölüm, kıyamete kadar ölmeyecektir. Bunu bilerek ve gereğini yaparak yaşayan basiretli insanlara selâm olsun!
Ege deyip de geçme, burda zeytinin hası
Umutları mayalar barışın coğrafyası
Kardeşlikten yanadır, kimseye atmaz tafra
Zeytin yerini alır, tebessüm eyler sofra
Şükre sebep sayarız zeytin tanelerini
Mutlu etmeye yeter fakir hanelerini
ölümsüz sevdaların harmanlandığı diyar
ahşabın saltanatı, gerdanlıktır evlerin
muhabbetin canfeza, sevgin yirmi dört ayar
yürekleri yandırır buhurdan alevlerin
şirin’in saçlarını tararsın yeşilırmak
Görülmedi böyle vahşet
Yeşil vatan cayır cayır!
Sanki cehennemî dehşet
Yeşil vatan cayır cayır!
Ormanlarımız yanıyor!
Sevgiyi çektiler nefret dar’ına
Öyle yaşın yaşın ağlar Yunus’um! ...
Gözyaşı mirastır dünden yarına
Viran olmuş şimdi bağlar Yunus’um! ...
Bir ömür yürüdün Hakk’ın peşinde
Dünyayı boşadım üç talak ile
Dergâh kapısına vardım Yunus’un
İçimi doldurdum yalnız Hakk ile
Aşkımı aşkına kardım Yunus’un…
Sevgiyi kalbime ışık eyledim




-
Ahmet Güngör
-
Hamiye Alkış
-
Necmi Ünsal
Tüm YorumlarBir balıkçıymışım karadaki,
üzülmüştüm halbuki,
anana babana derinden
tatlı babanın götünden
Balıklar gelir gider,
önemli olan unutmaktır derinden.
anana gireyim götünden sevmediysen götünden
Antoloji ile tanışalıdan beri M.Nihat Malkoç u çok okudum. Akıcı uslubuyla yazılmış her türlü yazısını takip etmeye çalışıyorum.Güzel,anlaşılır bir dille bilgi dehasını harika bir şekilde kullanarak, Türkiye nin şu anda içinde bulunduğu gerçekleri, bütün açıklığı ile kaleme alabilen ender bir evlat ...
Antolojide yeni tanıdığım şiirleriyle temayüz etmiş ender
şahsiyetlerden biri.
Şiirleriyle ustalığını mısra mısra ortaya döküp sergilemiş
kuvvetli bir kalem.
O'nun şiirlerinde madde ile mananın ahengini görürsünüz.
Selam olsun şair yüreğine...
Selam olsun şair do ...