YARINLARIMIZIN TEMİNATI ÇOK KIYMETLİ ÇOCUKLARIMIZ
M. NİHAT MALKOÇ
Hayatımızın öznesidir çocuklar. Onlar dünya bahçesinin gonca gülüdürler. Gülü olmayan bahçe ne kadar renksizse çocuk olmayan ev de o derece sönük bir viranedir. Onların sonu gelmeyen istek ve şikâyetlerinden bazen şikâyet etsek de onlarsız bir gün bile yapamayız. Hayatımıza renk ve ahenk katar onlar. Onların öfkesi camdaki buğu gibidir. Azıcık sıcaklık görünce yok olur gider yüreklerine sinen öfke ve alınganlık, gülümseme yayılır yüzlerine. Anne babalar olarak onların mutluluğu için çalışıp çabalıyoruz.
Yarınların yükünü çocuklarımızın omzuna yükleyeceğiz. Yakın bir gelecekte bugünkü makam ve mevkileri çocuklarımıza teslim edeceğiz. Günü gelince her şeyden elimizi eteğimizi çekeceğiz. Onlar emaneti alarak daha ileriye götürecekler şüphesiz. Vazifelerinde başarılı olmaları için çok donanımlı olmaları şarttır. Onlara o bilgi birikimini bugünden kazandırmalıyız. Körpe beyinlerini zehirli düşüncelerden uzak tutmalıyız. Onlara vatan ve millet sevgisi, saygı, hoşgörü, vefa, adalet ve doğruluk gibi hayatî kavramları aşılamalıyız.
Ege deyip de geçme, burda zeytinin hası
Umutları mayalar barışın coğrafyası
Kardeşlikten yanadır, kimseye atmaz tafra
Zeytin yerini alır, tebessüm eyler sofra
Şükre sebep sayarız zeytin tanelerini
Mutlu etmeye yeter fakir hanelerini
ölümsüz sevdaların harmanlandığı diyar
ahşabın saltanatı, gerdanlıktır evlerin
muhabbetin canfeza, sevgin yirmi dört ayar
yürekleri yandırır buhurdan alevlerin
şirin’in saçlarını tararsın yeşilırmak
Görülmedi böyle vahşet
Yeşil vatan cayır cayır!
Sanki cehennemî dehşet
Yeşil vatan cayır cayır!
Ormanlarımız yanıyor!
Sevgiyi çektiler nefret dar’ına
Öyle yaşın yaşın ağlar Yunus’um! ...
Gözyaşı mirastır dünden yarına
Viran olmuş şimdi bağlar Yunus’um! ...
Bir ömür yürüdün Hakk’ın peşinde
Dünyayı boşadım üç talak ile
Dergâh kapısına vardım Yunus’un
İçimi doldurdum yalnız Hakk ile
Aşkımı aşkına kardım Yunus’un…
Sevgiyi kalbime ışık eyledim
Bizimkisi kuru gürültü değil, ekmek kavgasıydı ey şehir! ...
Kavruk yüreğimin sancılarını toprağına gömdüm
Mızıka-yı Hümayun’la yolcu ettin civanlarını
Küflü kaldırımlarına bıraktım geç gelen yalancı baharı
O yağız delikanlılığımı elimden alsan da
Sevdim seni şehir, sana küsmedim
Yolunu gözlemekten yüreğim nasır tuttu
İntizar kor gibidir, bir an asır tuttu
Ben gönlüne talipken salaş barakalarda
Kimileri kâşane kimisi kasır tuttu
Yüreğine tutundum, her sözüne kandım ben
O mavi gözlerini bir okyanus sandım ben
Ayrılık ateşini her yürek taşıyamaz
Seher vakti ansızın gidişine yandım ben
Mal mülk, makam mutlu etmez
Yüreğin secdeye değsin
Başının değmesi yetmez
Yüreğin secdeye değsin
Sayılı gün çabuk geçer




-
Ahmet Güngör
-
Hamiye Alkış
-
Necmi Ünsal
Tüm YorumlarBir balıkçıymışım karadaki,
üzülmüştüm halbuki,
anana babana derinden
tatlı babanın götünden
Balıklar gelir gider,
önemli olan unutmaktır derinden.
anana gireyim götünden sevmediysen götünden
Antoloji ile tanışalıdan beri M.Nihat Malkoç u çok okudum. Akıcı uslubuyla yazılmış her türlü yazısını takip etmeye çalışıyorum.Güzel,anlaşılır bir dille bilgi dehasını harika bir şekilde kullanarak, Türkiye nin şu anda içinde bulunduğu gerçekleri, bütün açıklığı ile kaleme alabilen ender bir evlat ...
Antolojide yeni tanıdığım şiirleriyle temayüz etmiş ender
şahsiyetlerden biri.
Şiirleriyle ustalığını mısra mısra ortaya döküp sergilemiş
kuvvetli bir kalem.
O'nun şiirlerinde madde ile mananın ahengini görürsünüz.
Selam olsun şair yüreğine...
Selam olsun şair do ...