Önceden ayarlanmış sessizlik konuşurdu
o zaman
"sadık bir dost" gibi büzülmüş
akşam üstleri sarmalardı bizi
öyle kırılmıştık ki
Yaprakların azaldığı tepe gibisi yok
en az bir kez ölmüş olmalıyız orada
viran evin kaburgasında
sandalyede oturuyoruz
tanrım kalbimizi şu ateşten melodininin gazbından da koru lütfen
bilerek giderim tuzağına
karanlıkta seçerim can yakıcı keder parçalarını
zafer hediye ettiğimde ona pervin bulurum belki
taşırdı kendini
bileşik kanatları siber tozla bulanıncaya dek
köreldi sonunda gecenin bilgeliği
bir rüzgar esti
üç günü geçirdim
yalnız olanın kanadı genişler aşram
kanı seyrelir, sözü yavaşlar
göğsünden göğe duman yükselir
gider katları katlar dolaşır
daldığı sularda ıslanmaz olur
kattığını gördük
bütün yaratımları birbirine
dillerin birinden diğerini çıkardığını
derinliğine anlamın
,,
anneme şiir okumam
o namık kemal’in ressamlığını da biliyor
Şu yaldızları dökülmüş dünyada
kayda değer birşey bulmuş gibi
kendini
puslu yılların ardına hapsetmiş
şeyi içmiştim sanki
nice yıldız parladı yokluğunda senin
yağmurlar süzülüp gitti birbiri ardına
buzlar çözüldü bahar güneşinde
ezberler bozuldu tekrarlar silindi
kısacık bir anmış meğer
Ellerimin telaşı kalbime dokunuyor
porselen kırıldı
bu girinti bu beyaza çok
gül kütüklerinden yosma aşılar budayıp




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!