Güneş birazcık küstü galiba,
Eskisi gibi çok sıcak da değil.
Saklambaç oynar gibi
Saklanıyor bulutların ardına.
Rüzgâr da üşütüyor hafiften,
Yakamoz gecenin tenhasına gizlenmiş , ayrılığın sancısı.
Yosunlara saklanmış ,martının çığlığındaki vedalar.
Dalgaların hüznü çarpar kum tanelerine,
Denizin fısıltısı, deli esen rüzgârın bağrını okşar.
Yalnızlık saklanmış diplere,
Bugün efkârlıyım,
Yüksek dağların karlı tepeleri gibi.
Gurbet illerdeyim, yüreğimin kuytusunda.
Kimsesizliğin uzun gölgesinde.
"Bir of çeksem yıkılır dağlar" derler ya,
Yine saatin efkârlısı
İçime çektiğim her nefes sigarada
Boğulur heveslerim
Ellerimden kayıp gider,
Kül olur savrulur sevdam.
Boğazımda kocaman öksürük olur,
Soğuk akşamlarda sarıyor hüznüm beni,
Yalnızlığım kol geziyor son bakışlarda.
Bekliyorum seni, bıraktığın o pencere kenarında;
Süzülüyor tarçın kokulu çayın dumanı camlarda.
Gözyaşımla buluştu hüznüm,
Zamanın dehlizlerinde kayboldum
Yönüm yok
Geriye gitsem, dün ağır bir yük
İleriye gitsem, yarın sisler içinde
Dursam, şuan kör bir çıkmaz
Yorgunum duvarlara sinmiş sessizlikten
Hüzünlerin boğduğu yalnızlıktan
Yorgunum umut diye tutunduğum hayallerin kırılışından
İçime akıttığım gözyaşlarımdan
muallakta asılı düşler
uzansamda tutamam
varılmamış bir yolculuğa
prangalarla sürüklenirken
sıkışıp kalmış hayaller
Bulutlar ağlıyor,
Hüzünlü kalplere.
Hava üşümüş,
Kalpler üşümüş.
Gözyaşları buzdan inci,
Kirpikler üşümüş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!