Kâfir üflüyor, güneşi söndürmeye,
Müslüman yummuş gözlerini gündüze!
Belki de bir kurtarıcı gelir diye,
Gece sanıp uyuyor gaflet içinde.
O seferde nefersiz Mehdi neyleye?
İçtimada yok ki bir sâlih görüle…
Kayıt Tarihi : 1.1.2026 13:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Güneş hâlâ gökyüzündeydi ama kimse fark etmiyordu. Çünkü şehir, gözlerini kapatmayı öğrenmişti. Meydanlarda rüzgâr esiyor, minarelerin gölgeleri taşlara düşüyordu. Bir adam, dudaklarını büzüp güneşe doğru üflüyordu; çocuk oyuncağı bir küstahlıkla… Ve kalabalık buna gülüyordu. Kimse, üflemenin küfürden daha tehlikeli olduğunu bilmiyordu belki de. Evlerin perdeleri sımsıkı kapalıydı. İnsanlar gündüzü gece sanıp yataklarına çekilmişti. “Bir kurtarıcı gelir,” diyorlardı, “biz uykudayken düzeltir her şeyi.” Uykunun adına tevekkül, kaçışın adına sabır demişlerdi. Şehrin dışında, tozlu bir düzlükte bir adam duruyordu. Elinde ne sancak vardı ne kılıç. Yüzünde ne öfke ne de umut… Sadece bekleyiş. Onu görenler fısıldaşıyordu: “Mehdi gelmiş.” Adam başını eğdi. “Ben geldim,” dedi sessizce, “ama siz yoksunuz.” Borazan çalınmadı. Çünkü üfleyecek nefes yoktu. Saf tutulmadı. Çünkü içtima diye bir şey kalmamıştı. Bir tek sâlih çıksaydı ortaya… Bir tek adam, “Ben buradayım” deseydi, sefer başlayacaktı. Ama herkes birbirine baktı; herkes birbirinden bekledi. Güneş biraz daha soldu. Üfleyenler cesaretlendi. Uyuyanlar derinleşti. Ve o adam, ardına bakmadan yürüdü. Arkasında bir cümle bırakarak: “Nefersiz sefer olmaz. Kurtarıcı, uyuyan bir ümmeti kurtaramaz.” Güneş sönmedi belki… Ama onu savunacak göz kalmadı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!