Seni seviyorum diyemedim…
Ama keşke göz pınarlarında doğup
Yanağında iz bırakan bir gözyaşın olsaydım,
Kimse bilmeden sana en yakın ben olsaydım.
Gidiyorsun sen,
aşkımız kalıyor bende.
İstesen de alamazsın yanına,
vermem izin,
hak etmiyorsun çünkü taşımayı.
“Aşkımız” diyorum ama…
Seni ne çok sevmişim meğer
Ateşini korumda saklamış
Alevim alevinle dans etmiş
Şimdi sensiz, üşüyor ateşim
Külüne sarılmış
Aşka küsmedim
Hayata da
Sadece fazlalığa mesafeliyim.
Az yetiyor,
Kalabalıkta yalnız olmaktansa.
Tek başıma daha zengin oluyor
Saatler geçiyor da
dakikalar geçmiyor.
Sensiz dakikalar saat gibi,
seninle saatler saniye gibi…
Bir an önce bitse bu gün,
koşa koşa sana gelsem.
Neden korumacıyım bu sevdada
Neden katlandığın tişörtleri açmaya kıyamıyorum
İzini kaybedince tekrar bulamayacmisim gibi geliyor.
Neden dış fircani atamıyorum
Neden resimlerini silemiyorum telefondan
Anahtarı çevirsem kapıyı açsam usulca,
Adını fısıldasam boşluğa,
Mutfak masasında otursan
Olmaz ya,
Hani bir ihtimal dönüp baksan.
Keşke yine o Ege kıyısında
Sıradan bir Ağustos akşamı
Rüzgâr tuz koksa, zaman ağır aksa
Aynı terasta otursak
Sussak…
Konuşmasak
Geçen hafta Cunda'ya gittim
Yıllar önce gittiğimiz kahveyi buldum
Hangi sandalye hangi masaydi hatırlamıyorum
Oturdum birine
Herşey aynı
Güneş deniz sensizlik
Toprağın suya doyumsuzluğu gibi
sevmek istiyorum seni,
çatlaklarında umut biriktiren
bir bekleyiş gibi.
Ormanların yağmura suskun özlemiyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!