Ben, yılların omzuma bıraktığı tozu silkelerken hâlâ öğrenen bir adamım.
Genç yüzlerde hayatı, hücrelerde umudu,
bilimde insanın narinliğini gören biri.
Bir babayım.
Adını her söylediğimde içimde bir ışık yanan küçük bir yüreğin—oglumun—
büyümesine hayret eden,
onun için güçlü görünen, bazen içten içe kırılan bir baba.
Bir eştim.
Aşkın değişen mevsimlerinden geçtim;
kırgınlık, sabır, alışkanlık, vedaların sessiz ağırlığı…
Bazen bir sözün söylenmemiş hâliyle yoran,
bazen bir bakışın içimde yankılandığı ...
Gözlerimi açtım,
Deniz yine tavanıma ayna tutuyor,
“Illa kalk, hadi buluşalım,” diyor.
Çıkıyorum dışarı, hava mis,
Yaseminler sabahı beyaza boyamış,
Ayrılıktan sonra,
İlk eller unutulur.
Kimse düşünmez elleri,
Hüzünlü şarkılar bile hep gözlerden bahseder.
Hâlbuki bizim aşkımız,
Ellerle alevlenmedi mi?
Fırtınalar ne zaman olur?
Bazen kara kışta
Bazen de güneşli bir günde
Aslında güzel başlamış sındır o güne
Planlar yapmissindir.
Bir telefona gelen mesaj ile
Seni ne çok sevmişim meğer
Ateşini korumda saklamış
Alevim alevinle dans etmiş
Şimdi sensiz, üşüyor ateşim
Külüne sarılmış
Bugun tam bir yıl oldu
Tenim tenine son kez dokunmuştu
Tam da bugün olmuştu
Sanki o an zaman durmuştu
Sen bizden ayrılmıştın
Giden bendim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!