köyümüz şehire yirmi üç kilometreydi
nadiren araç bulunurdu
bir tek salı günleri araç garantiydi
Salı şehrin pazarıydı
“şehere” kamyonla gidilirdi
beyaz undan yapılan
muhabbet edesim
paylaşmak istediklerim var
sınır koymadan
biraz dertleşelim seninle
çayı koy geliyorum
resim yaparken
fırçayı rahat bırakacaksın
yazı yazarken
kalemi
hayal kurarken
sadece bana ait olan
yirmi beşinci saatimsin
kimsenin bilmediği
sevdanın bitmediği
ömürden ömrün gitmediği
hiçbir değerin yitmediği
sevgin
abad eder
fukara gönlümü
bundan daha büyük zenginlik var mı?
Temmuz 2014
iki yanlış bir doğru
iki doğru bir yanlış yapmaz
yanlışlar arttıkça doğruları götürür
doğruluk arttıkça da yanlışlıkları
yanlışların çoğunluğunda yanlışa uymak da
doğruların çokluğunda
bıçak sırtı biraradalıklarımızın
bin bir gece masalı tadındakiler
yer etti usumda
zifiri karanlık
kahredici gidişinse suskunluğumda
kim bilir zamanların
ismimi yazdım
eksik kaldı anlatmaya
ve tanıtmaya
yanına
senin ismini de yazınca anlamlandı
bir bütün oldu
yaralı yüreğin
küllerinden doğup
susuz kalmış Konya ovası kuraklığında
ateşi tavana vuran
cehennem sıcaklığında
yakıp geçerken can havliyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!