küçük dilimi yutmuyorum
soysuzluklarda,
hayret etmiyorum
sırtımdan hançerlenmeye,
“mümkün değil” demiyorum
hiçbir olayda
ne cehennem zebanileri
azap
üzüntü
zulüm
ne pişkinlikler
ne kelle koltuk yerinde
daha fazlasını hak eder Ekim
lakin, sonbaharın güzellemeleri
Eylül ayına yapılır
yakmayan güneşi
biraz yaz, biraz kış oluşu
doğaya içten dokunuşuyla
doğanın
sere serpeliğine
bin bir çeşit rengine
kendiliğinden uyanmasına
aldırmazlığına
cesurluğuna
şaşıyorum bunca yıkıma
soysuzluğa
bozguna
sapkınlığa
ve ayakta kalışımıza
direnenleri selamlıyor
akşamdan kalma
sersem halimle
sabahın köründe
sana
ve hayaline uyanırım
çok yıprandım
sana yanarken
en seven yerimden
arızalandım
sana kanıyorken
yanıldım mı ki
Zinhar kalmadan karanlığa
Samimi duygular yaşarım
Tavizsiz ve doyasıya
Aydınlık umutla dalgalanır yüreğim
Çakır gökyüzü ve denize inat
Islık çalar rüzgar
bulutlar ihanette
bugün
gökyüzünü aldatır
ağaçlar
sarmaş dolaş kuşlarla
iç içe
hoyratlığın bol
sevgisizliğin kol gezdiği
eşsiz memleketimde
boşuna mı
bunca mücadele verdik
yok yere mi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!