Offf of…
İçimde bir yara var ki
ne iyileşiyor
ne de kabuk bağlıyor.
Bazen alıp başımı gitmek istiyorum
ama gerçeklerin paslı dişleri
şah damarımı acıtınca gidemiyorum.
Ayaklarımda basiretsizliğimin prangaları,
dilim titrek bir rüzgârın sesi.
Uyuttuğum acılarım
benden bağımsız.
Gülüyorum,
beni mutlu sansınlar diye.
Ama ne zaman bir mutluluk düşünsem
boğazımda kalan heveslerim geliyor aklıma.
Ne yutabildiğim
ne de tükürebildiğim duygular…
Bazen gizli gizli ağlıyorum,
hemen takıyorum maskemi
kimse anlamasın diye.
Gülerken öldüğümü
büyük harflerle konuşup
kocaman kocaman gülüyorum.
Hâlâ bilmiyorum
kaç acının toplamı bir “sen” eder.
Okulda da bilmezdim matematiği,
hayatın algoritmasını.
“Hayat almakla vermek arasında bir döngüdür,”
derdi öğretmenim.
Peki benim hayatım
neden hep vermek üzerine kurulu?
Nerede, ne zaman kaçtı
hayatın imleci?
Bu sökükler neden?
Yıllar geçmesine rağmen
hâlâ kayıp imleci
yakalamaya çalışmamın adı ne?
Çarkın ucunda titreyen vida neden?
Düşünmek, düşünmek…
Eylem nerede?
“Ayağa kalk,” diyor ayaklarım,
peki yol nereye, diyemiyorum.
Biliyorum, yürümek
hatta koşmak gerek
ama korkuluksuz bir hayat
düşünemiyorum.
Kim çaldı umutlarımı
yırtık cebimden?
Çark dönsün ya da dursun, umurumda değil;
artık
canımı dişlerinin arasına alan
hayat olmayacak.
Bazı yollar yürünmezmiş,
bazı insanlar sevilmezmiş,
bazı acılar
“alıştım” denince geçmezmiş.
Artık imleç bende
ve yeniden başlıyoruz.
04.02.2026 11:35
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 11:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!