On üçüncü asırda, Sivrihisar bağrında,
Surette o bir Cuhâ, gerçekte müşkil-güşâ
Nükte ile hikmeti, derman idi her derde,
Halk içinde Hak sesi, zaman üstü seferde.
Kurdu Ahi Nizamı, ölçü oldu adalet,
Her dükkan bir dergâhtı, alın teri ibadet,
Fütüvvet ahdi ile, açılırdı seherde,
Deri değil gönüller, yoğrulurdu o yerde…
Fıkh ü kelâmı bilen, melâmî meşrepti O,
Hakikati devşiren, vezirdi, devletti O,
Kadılık kürsüsünde, divanda, bilge rehber,
Ahi Evren kalplerde, Ulusun, silemezler.
İlmü’t-Teşrih’le deva, bedendeki yaraya,
Mar zehrinden panzehir, bitkilerden şifaya,
Hem hekim hem de mürşid, tam bir menba-ı irfan,
İlm-i nücûm’da sırra, kapıyı aralayan.
Letaif-i Hikmet’te, sözü inci taneydi,
Her cümlesi nasihat, kalbi âlim haneydi.
Adalet, hakikatle, hakkı verir herkese,
Soruyu ters çevirip, aynayı tutar yüze.
Devrin adamı değil, yalnız Allah’a kuldu,
Türk-İslam yolunda halk, O’nda aslını buldu,
Görmezden gelinse de, silinmedi izleri,
Zamana sığmaz onun, sönmeyen fikirleri.
Mevlânâ Mesnevî’de, hoyratça zikreyledi,
Moğol’a karşı oğlu, Hocayla birlikteydi,
Savunurken can verdi, vatan için bedeni,
Türk ve Türkmen kalbinde, yaşayacak ebedi…
03.03.26-M.Kaya
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 21:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!