Hafifçe esen rüzgâr
Sabahı belli ederdi
Eline aldın mı çıkını
Büründün mü bürüğüne
Ford F- 600 'ün
Kanatları açılınca
Naylon ayakkabılar
Bilirdi atlayacağı yeri
Kolların kopuncaya kadar
Bıçkı bıçkı
Gezerdi çeltik tarlasını
Çeltik otu almaya
Giden kadınlar
Hak ederdi
İkibuçuklira yevmiyesini
Yusufçuklar sivrisinekleri uçurtsa da
Sivrisinekler yine dört bir yanda
olurdu
Atlar mandalar
Keşen yaparlardı
Kurbağa sesleri
Cırcır böcekleri
Çekirgeler
Yengeçler
Su yılanları
Çeltik tarlasınının
Vazgeçilmezleri
Öğleyin verildi mi mola
Yeni gelinlerin
Uykuya dalardı sürmeli gözleri
Belli tentene örülmüş geceleri
Tarım ilaçları yoktu
Sofraya gelmeden
Ayıklaydı pirincin taşını
Şİmdi ne yapmalı kimyasalları
" Babaannenle çook çok
Çeltik tarlalarında ömür
geçirdik
Çavuşumuzdu"
Diyen teyzelerin elleri
Hâlâ nasırlı
Hüseyin Sabuncu
19.09.2023, Osmancık
Kayıt Tarihi : 17.08.2026 15:17:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



