Şer-bela'dan gelmiş, bunların soyu
Zalim Nemrutlardan, almışlar huyu
Zülüm çeşmesinden, içmişler suyu
Narin''in canına, kıydı zalimler.
Evine varmadan, kesildi yolu
Sopayla kırıldı, kafası-kolu
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Devamını Oku
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..




SAYIN PEHLİVAN, isminiz sehven yanlış yazılmış. Bunun için özür dilerim. Ayrıca, sizin edebi yönünüz bir tartışma konusu değil. Profesyonel bir şair olduğunuzdan zerre kadar kuşkum yok ve çok nefis şiirler yazdığınızın ispatı da ortada. Benim karşı çıktığım şiirin biçimi değil, şirin özünde sezdiğim ırk vurgusu. Sizin tabi olduğunuz ulus ile eşit durumdaki bir ulusu rencide eden imalar ve hatta imanın ötesinde aleni şeyler. Siz benim ne kastettiğimi bilecek kadar zeki, aydın ve kültürlü bir insansınız. Bizleri üzen de bu zaten.
Evrenselde buluşmak ümidi ile edibi konularda ve gündelik hayatınızda başarı ve sağlıklı bir ömür dilerim. Kişisel haklara saldırı mahiyetinde tek bir kelime yazmam/yazmadım. İsminizin VEZİR PEHLİVAN olduğunu biliyor ve klavyenin otomatik düzeltme azizliğine uğradığımı inanmazdı isterim. Kalın sağlıcakla.
Ölenin ardında destan değil, mersiye yazılır. Sadece fikir beyanı.
Muhterem, Şahsıma mukabil bir makale yazmışsınız? İnmisin-Cinmisin
belli değil. Bazı müzdarip olduğunuz meselelerden bahsetmişsiniz?
Mesele benim şiirse, şiiri eleştir. Yok mesele bensem, eh beni de tanı-
mıyorsunuz? Adımı bile dalga geçerek yazmışsınız?
Ülkem'de ne zaman bir olumsuz gelişme olmuşsa, mutlaka bir Şiir
ve ya bir destanla dile getirmişimdir. NARİN Destanı da onlardan
biridir. Doğrudur ve ya yanlıştır, işte o tartışılır...
Tartışmayı da Ehli Akil ve edebi yetkinler yaparlar... VESSELAM
Müslüme Yağal, 10 Kasım 2021'de Mersin'in Gülnar ilçesinde kayboldu. Olay gerçekleştiğinde 2,5 yaşında olan Yağal'ın kaybolmasında 10 gün sonra bedeni bulundu ve öldüğü açıklandı. Olayın gerçekleştiği gün sorgulanmış aile bireylerinden Yağal'ın dedesi Hasan Yağal tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Kaybolma olayı ve takip eden gelişmeler Müge Anlı ile Tatlı Sert programında yayımlanması sonucunda Türkiye gündeminde yer aldı.
Arka plan
7 çocuklu Yağal ailesinin 6'ncı çocuğu olan Müslüme Yağal, bir Yörük aşireti(ORTAASYANIRKI) olan Sarıkeçililere mensuptu. Kaybolmadan önce Yağal ailesiyle beraber yaz mevsini Konya'nın Bozkır ilçesinin dağlarında geçirmişti ve aile kış mevsimi nedeniyle Karaman'dan Mersin'in sahil kesimlerinde konaklamak için göç etmekteydi. Annesi, Selvi Yağal'dı…. BU SAPIKLARIN SOYU NEREDEN SAYIN VAZİR?!
Muhterem, Şahsıma mukabil bir makale yazmışsınız? İnmisin-Cinmisin
belli değil. Bazı müzdarip olduğunuz meselelerden bahsetmişsiniz?
Mesele benim şiirse, şiiri eleştir. Yok mesele bensem, eh beni de tanı-
mıyorsunuz? Adımı bile dalga geçerek yazmışsınız?
Ülkem'de ne zaman bir olumsuz gelişme olmuşsa, mutlaka bir Şiir
ve ya bir destanla dile getirmişimdir. NARİN Destanı da onlardan
biridir. Doğrudur ve ya yanlıştır, işte o tartışılır...
Tartışmayı da Ehli Akil ve edebi yetkinler yaparlar... VESSELAM
Ceylan Önkol'un, Uğur Kaymaz'ın ve Halepçe'de katledilen binlerce çocuğun ölümünü meşru/haklı görenlerin, NARİN'in hunharca katledilmesine TİMSAH GÖZYAŞLARI döktüğünü biliyoruz…Olay canilerinin yakalanıp cezalandırılmasından çıkmış, topyekün bir ulusu, bir halkı ve onun kimliğine saldırı mahiyetine evrilmiş bilinçli ve planlı bir linçe dönülmüştür!
Emekli ŞARLATAN deynekçi paşa ve saray medyasının günlerce anlatmaya çalıştığı şey de benim bahsettiğimdir! Modern ülkelerde davalar mahkemelerde görülür, davanın ön soruşturması gizli tutulur ve hakim kararı olmadan, ön soruşturmadan taraflar alıntı bile yapamaz. Oysa çirkef televizyon kanalları mahkeme salonları gibi çalışmakta. Sanıklar(katilleri savunmuyorum) çoktan suçlu ilan edilmiş ve hüküm verilmiştir. Bu, tiyatrodur!
Kendi bedenine sahip olamayan, bedeni konusunda özgür karar alma ve bu konuda aldığı kararları uygulama hakı olmayan KADIN/lar, din ve ırk üzerine inşa edilmeye çalışılan sahte ve ütopik bir gerici rejimde/sistemde kurban olmaya/edilmeye devam edileceklerdir.
Devlet eliyle sistemli bir kirli toplum inşasının yapıldığını görmeyen zavallılara acıyorum.
İlkokul çocuğu düzeyinde dahi olamayan "prof"lar, gönlünden geçeni "hakikat"miş gibi anlatan emekli askerler, mevcut iktidarı halk adına denetlemekten bihaber saray oğlanlarından oluşan sahte medya ve iktidardan nemalanan yeni bir görgüsüz zengin sınıf…
Hakında yazdığı bu kokuşmuş toplumun bir bireyi olmadığıma ve aynı kirli sitemin hükümranlığında yaşamadığım için şanslıyım! Tüm kadınlara şans diliyorum! Yarın çok geç olabilir değil, geciktiniz!
Tüm karınlarla dayanışma zamanı! Yarın artık çok geç bir zaman noktası!
Sayın Çakıroğlu, Narin Destanını okurken Yüreğim kabardı, gözlerim
buğulandı, içim kanadı. Yüce Mevla Milletimize benzer acılar göstermesin.
Sendende Allah razı olsun, böyle olayları destanlaştırıp Tarihe kazıyorsun.
İlhamın hep çağlasın...Hayırlı çalışmalar...
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta