Saçıldı deşte dert, cânâ, bugün dâğ-ı derûn ağlar,
Fırat’ın bağrı taş olmuş, gözümden kanlı hûn ağlar.
Şeb-i yeldâya döndü dehr, matîm-i Ehl-i Beyt ile,
Hüseyn’im varken üryân, şems ü mâh-ı gerdûn ağlar.
O şâh-ı Kerbelâ kim, sâye-i zıll-ı ilâhîdir,
Cihânın fahr-i pâki, Mustafâ’nın cân-ı râhîdir.
Susuz kurban olan boynuna urdu tîğini ümmet,
Bu zülme ins ü cin, ferş ü semâvât-ı füzûn ağlar.
Ne sudur katre-i nâ-çîz, melâmet mülkü gark oldu,
Gül-i Zehra solup deşte, hayât u mülk berk oldu.
Ok itti kâm-ı rûhun, kundağında Asgar-ı pâkin,
Bu feryâda melekler bî-kes ü zâr ü zebûn ağlar.
Sarây-ı nûru yaktı şem'-i cevr ile gürûh-ı dûn,
Mızrakta başı okur sırr-ı tevhîdi hezâr efsûn.
Asırlardır dinen dert yok, yürekler yâre-i hicrân,
Bu yangın sönmeyen nârdır ki her dem ah u hûn ağlar.
Gedâ-yı kûyundur Sâdık, kapında kemter ü bî-çâr,
Belağat hırkası bürünmüş, eyler cânını îsâr.
Şefâat kıl efendim, pervâne ’i mahrum bırakma hîç,
Bu bî-kes dergâhında ağlayıp her dem zebûn ağlar.
23.06.2026
Keçiören İncirli
Ejder Gülkokar fakîrü’l-Melâmî)
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 22:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!