Hani beş nisan günü,
Ayrılmıştın aramızdan.
Gidişin ani olmuştu,
Kan akıyor yaramızdan.
Şu elbiseyi giymiştin,
Bulancak’ın tanınan aşcısıydın,
Yıllarca o meslekle uğraştın.
Bir zaman Almanya’da çalıştın,
Sende mi gittin Mustafa Usta dayı.!
Eşimin kıymetli dayısı idin,
Şehit haberini aldığımızda,
Yüreğimiz kan ağlıyor.
Yaşla doluyor gözlerimiz,
Çünkü şehitler ölmüyor.
Anlatmaya kelimeler yetmez,
Yine hüzünlendi gönlüm,
Bir başka oldu günüm,
Ayrılık gelip çattı,
Güle güle git gülüm.
Yolun hep açık olsun,
Dünya bir misafirhane,
Bizler içinde misafiriz.
Bütün canlıların öleceğini,
Elbette hepimiz biliriz.
Ne zaman, nerede olacak,
Cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz,
Çeşitli nimetleri alıp yiyoruz.
Güvenlik güçlerimizin sayesinde,
Huzur içinde uyuyabiliyoruz.
Her keseye göre mal var,
Yine düştük zavallı durumuna,
Zayıf ve güçsüzlüğün uçurumuna,
Bir türlü kendimize gelemedik,
Uyan ey Türk vaktin çok az.
Atamız ne demişti bize,
Hiç bir şeyin değerini bilmem,
Gözüm görmez etrafımdaki güzelliği.
Aldığım emanetleri geri vermiyorum,
Ülkemi çok seviyorum.
Devlet'ten aldığım krediyi geri vermem,
Ölüm en büyük ibrettir bilene,
Konuşmadan anlatanların dünyası.
Süre dolunca gelir Azrail,
Sözün bittiği yer işte burası.
Kalplerde hüzün, gözlerde yaşlar.
Şu faniye gelip gidenler,
Kimi iyilik,kimi kötülük etti.
Herkes ektiğini biçti,
Üzerlerinde otlar bitti.
Ne kaldı onlardan geriye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!