Kavramını kaybetmiş, Allah için ünsiyet,
Doğruya inanmayan, bir tatlı yalan bekler.
Pazarlarda dolaşır, sadakatsiz cinsiyet,
Şehvetlere bürünmüş, satacak alan bekler.
Başkasına aşina, kendisine yabancı,
Ufuklara baka baka,
Ben dağını yarmalıyım.
Sular gibi aka aka,
Deryalara varmalıyım.
Âdem oldum ise şayet,
Özenerek değer verip, bunca insan içinde,
Maşukunun aşığını, seçmesinin adı aşk.
Bir gönülün bir gönüle kozmik dalga gönderip,
Cazibeyle mest eyleyip, çekmesinin adı aşk.
Adaletin azı, cefanın çoğu,
Fesat erbabının işine yarar.
Karanlık vicdanda, ışığın yoğu,
Aydın insanların tümüne zarar.
Her avcı her zaman avını özler,
Önce söze bakın ham mı, pişmiş mi?
Sonrada adama, adam mı diye.
Kadeh mi koklamış, ya da içmiş mi?
Ayık mı, sarhoş mu, yaman mı diye.
Fikriyle zıt ise hal ve harekât,
Nedendir içimi kemiren korku?
Nedendir bilmem ki bu kaygı,keder?
Beyin,kazanımda kaynayan tortu,
Beni ateşlere pervane eder,
Her nefes alışım boğuk ve sıcak.
Şu koca şehirde,şehirden büyük,
Görüp bilmediğim yüzün var bende.
Küçücük kalbime yüklendi bu yük,
Bu gün ağlamaklı hüzün var bende.
Ey çılgın sevdâlım,deli yürekli.
Aşkın balyozunu gönül örsüme,
Bir lâhza durmadan indir güzelim.
Yada Azrail’in çöksün göğsüme,
Ağrımı temelli dindir güzelim.
Yaşatmak istersen âsûde yaşat,
Yaş kemâle erse,saçlar aklaşsa,
Gönül arzularsa sınır tanımaz.
Mevsim hâzân olsa,ölüm yaklaşsa
Gönül arzularsa sınır tanımaz.
Ne utanma bilir,nede ar bilir,
Yakarsan yakar seni,
Ateşle oyun olmaz.
Anlarsan dinle beni,
Ateşle oyun olmaz.
Bir kıvılcım nihâyet,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!