Kabul et, hatalı olduğunu söyle.
Başın önüne eğik dursun.
Hep yere bakarak yürü böyle,
Belki dört yapraklı yonca bulursun.
(yıllar sonra, o arıyor)
Lütfen telefonu kapatma..!
Hem sesini özledim,
Pencereden bakarken geceleri,
Bir şiirimi mırıldan.
Hissederek tüm heceleri,
Bir şiirimi mırıldan.
Kafanı birşeye takmış isen,
Seneler sonra der misin,
'Bir saf çocuk vardı,
Çok koşmuştu peşimden.
Bu hikaye gecenin karanlığında,
Mum ışığıyla titreşen
Sandık odaları gibidir.
Öylesine yaşanmış bir hayatın
Geçip giden günleri içinde
Beni ağlamaklı bırakan
Bir çift kahverengi göz vardı.
Yıllar sonra hatırlanıp
Gitmek üzere kalktılar. Dış kapıya inen, tahtadan yapılmış ve oldukça dik bir merdiven vardı, delikanlı apar topar aştı basamakları. Yukarı baktı ve kızın inmesini bekledi: Kız ellerini saçına götürmüş, acelesiz adımlarla ona yaklaşırken delikanlının yüzüne bakıp gülümsedi. Öylece durup onu seyrederken, sık sık içinde duyduğu bir soru geçti delikanlının aklından: 'Biz ne zaman evleneceğiz? '
Tanışalı yıllar olmuştu; on yıl galiba, belki de onbir! Tabii her zaman böyle yakın değillerdi, fakat özellikle okul bittikten sonra birbirlerinin kıymetini anlamış, dostluklarının ne kadar önemli ve ne kadar güzel olduğunu farketmişlerdi. Herşeylerini böyle içten paylaştıkları başka kimseleri yoktu ki! Bir hüzün anında; bir kelime, bir bakış, ya da sadece dostunun varlığını hatırlamak huzuru getirir; bazan iki hafta telefonda bile görüşmez, ama ihtiyacı olduğunda veya çağırdığında diğerinin yanına koşacağını bilirlerdi.
Zaman zaman kızın sevdiği birileri olur, ona anlatırdı. Delikanlı da değişik zamanlarda değişik kişilere tutulmuştu. Fakat dostu için 'Ona hiç aşık olmadım' dediği halde, başkalarını severken bile hep evlenmek istediği insan O'ydu. Kız da bunu biliyordu elbette; kaç kere konuşulmuş, kaç kere teklif edilmişti; ama ne kız bu tekliflere darılmış, ne de delikanlı reddedildiği için üzülmüştü, ikisi de buna alışıktı. Kız delikanlıyı çok seviyordu; o, onun dostuydu...
Nisan yağmurunu sevmeyi de
Bana sen öğretmiştin.
Beni yine sen ağlattın.
Ah ne diye yaramı deştin,
Ne diye yağdın yağmur!
Bir telefon rehberi dolusu vefasız tanıyorum.
Ve kapımın zili gibi ölüm sessizliğinde
Özlenecek anlar hatırlıyorum.
Ayaküstü bir selam kadar
Kuru olsa da gözlerim,
Ağlamak istiyorum.
Uzaklaşan ayaksesleri gibi
Kar tıpırtıları camda.
Yalnızlık beni o zaman yıktı.
(19.02.1999)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!