Ne güzel parlardın eskiden ey güneşim
Ne oldu böyle buz tuttun söyle dinlerim
Ne güzel kokardı çiçekler dört mevsim
Ne oldu böyle soldular söyle bileyim
Ne güzel eserdi rüzgar uçururdu saçlarımı
Ne oldu da saçlar döküldü kalanlara kar yağdı
Bilmiyordum insana güvenirdim ben
Bilmiyordum kalbimle severdim ben
Bilmiyordum ben yanlışmış bunlar
Sağolsunlar toplanıp öğrettiler hemen
Bilmiyordum insan ölebilirmiş yaşarken
Tebessüm örtüsüyle örttüm cemalimi
Kasvet kasıp kavururken kalbimi
Söyleyemedim can çekiştiğimi
Öyle gizledim herkesten gerçek beni
Öyle güzel gizledim güzel sakladım ki
Ben dahi bilemedim zaman zaman
Ne soğuk rüzgarlar geçirdim hasta etmedi
Ne soğuk sular içtim terli terli hasta etmedi
Ne soğuk taşlara oturdum da hasta etmedi
Çünkü dokununca hepsine hissederdim
Soğuk olurdu onlar ve ben elimi çekerdim
Ama nerden bilebilirdim insan öyle değilmiş
Rüzgar hiddetle esmiş duvarlarıma benim
Yıkılmış binbir özenle inşa ettiğim evim
Üşüyor ellerim doluyor gözlerim yine de
Koymaktayım hala tuğlaları üst üste
Dinmiyor fırtına yere düşüyor onlar
Tutamıyorum gözyaşlarımı düşüyorlar
İbrahim Suresi, 42. Ayet:
"Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. O, sadece onların cezalarını gözlerin dehşetten donup kalacağı bir güne erteliyor."
Bu saatlerde uyursunuz hepiniz bilirim
Kiminiz horlamakta kiminiz rüyalarda
Yaratılmış olandan yaratmayı beklemek
Siyah gözlerden kendi yansımamı izlemek
Sonra kahverengiliğime aldanıp en dibe
Sonsuz okyanusların en derinine düşmek
Artık benlik değil soğuk parklarda beklemek
Otobüslerde iki saat gitmek iki saat dönmek
Karla örtünmüş bir dağın zirvesindeyim
Yalnızım ne bir bitki ne bir insan var
Yalnızca uzaktan izlediğim çiçekler var
Onlar da yabancılar bana ve toprağıma
Ekmek istesem büyüyemezler burada
Geriye sadece hayal etmek düşer bana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!