Kimsecikler yok ortalıkta.
Onlarda yok...
Damların şaklabanı kuşlar.
Bir ben kalmışım sanki şu alemin ortasında,
Bir de yüzümü sertçe okşayan rüzgar.
Ben yine çaresiz...
Sen güneşe yum gözlerini,
Yağmurları bekle.
Hayallerimin elinden tut.
Ve gemilerle,
Sonbahar geceleriyle gel düşlerime.
Ben nice karakışların yolcusuyum.
Kulağında çınlar zamanın son şarkısı,
Kim hangi şarkıyı dinler bilinmez.
Konserine başlar ebediyet senfoni orkestrası,
Davetin yeri ve zamanı sence seçilmez.
Böylesine hükmeden olmadı bu tebaaya.
Ne hakkın hak,
Ne zulmün zulüm.
Adıma çıkarılmış binlerce yasak,
Arasında var olmak ne kadar mümkünse,
O kadar mümkünüm.
Yalnızlığımı rüzgara salıp diyar diyar gezdirmek,
Acılarımı toprağa gömmektir amaç.
Onlardır katığım, beni doyuran ekmek.
Bu yüzden oynarım geceleri kelimelerle saklambaç.
Onlar kaçar ben kovalarım.
Diyemem belki de bir türlü sobe.
Zamandır insanın resmini çizen,
Uyutan geceleri.
Yoluna düşüp te giden,
Bilmez gittiği yeri.
Aa…
Sen de nerden çıktın?
Hangi rüzgar attı seni buraya?
Geçerken mi uğradın?
Yoksa kalacak mısın yatıya?
Bir tuhaflık var ya bu durumda.
Anlamak zor bu geçen seneleri
Habersiz, sessiz sedasız
Bir bir uzaklara,
Ta uzaklara gitmeleri.
Bir de geri dönmemeleri yok mu?
İşte o kahrediyor beni.
Madem ki sana verildi bu görev.
Madem sensin bu işin amiri.
Bir türlü bitmiyor içimdeki grev.
Yıkık dökük kalbimin gerekiyor tamiri
Hep kulak ardında şikayetlerim.
Sen kimsin? Der gibi.
Senelerdir ardından
Koştum bilmem ne diye
Umduğum senden,
İnsafından belki de;
Çobanından armağan,
Çamlarından hediye.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!