her hayvanı başından öpebilirim ben,
masum ve savunmasızsa,
duygularını bakışlarına verebiliyorsa,
kendini bana bırakabiliyorsa
ve fütursuzca sevebiliyorsa....
canımdan ne varsa veririm,
Yaradan yüreğini sessizce bırakmış,
kaçacaksan sen kaçacaksın...
Perişan yaşların salıncağı perçemlerin,
gecenin kiriyle yıkanmış varlığım hissizce...
çocukluğuna dair ne varsa
hepsi kucağımda
biriktiriyorum neşelerimizin tümünü
kederleri de hatırlayacağız ama gülerek
tavşanın,balığın
seni gezdirdiğim bebek arabası
tam da demir alma zamanıdır şimdi,
hadi sohbet dudaklılarım
atlayın yüreğime...
yıldızlar ışıklarımız olsun,
görkeminden korksun dalgalar,
çapası da hiç çıkmayacakmış gibi sarılsın yüreğime...
hadi bir solfej daha çiz gözlerime,
okumazsam namerdim,
okursam sen bir daha çizemezsin o sol tarafıma çizik,
ben acıdığım kadar güzel okurum senin şarkını...
kanlar bir başka güzel akar damarlarımdan,
ne kadar ateş verdiysen,
o kadar yandım....
tabi ki mecazi anlamda değildi duruşum...
teselli ikramiyesi gibiydi bıraktıkların,
almaya lüzum bile görülmeyen....
gönlümün perişan ipliklerinden diktiğim elbiseyi hediye ettim yalnızlığa...
ne kadar ateş verdiysen,
o kadar yandım....
tabi ki mecazi anlamda değildi duruşum...
teselli ikramiyesi gibiydi bıraktıkların,
almaya lüzum bile görülmeyen....
gönlümün perişan ipliklerinden diktiğim elbiseyi hediye ettim yalnızlığa...
bir SONbahar gündüzüydü,
uzaklardan duydum pembeleştirilen fıstıkların kokusunu,
niyetine bende durdum iki rekat namaza,
beni dilemişsin ya...
umutsuz değilde,
soy ağacıma en son eklenen çizgiydin sen,
resminin altına bir düzlem koyamıyorum,
dokuz parça tahtanın altında kaldın....
geçmişte balıklarım bile vardı benim bu ağaçta,
yıllar tümünü silkeledi üzerinden....
gösteri peygamberi olmadan bu aşkın ibadetini yaptım,
havanın buğu durumundayken
gecenin serinliğinde
toprakta veya
bitkilerde
ya da yüreğimde toplanan
küçük su damlasıydın sen...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!