SANA AĞLAMAMAK, ELDE DEĞİL İSTANBUL
SEN AYİNE-İ DAVAMSIN, BELDE DEĞİL İSTANBUL
Yüreğimde gördüğüm en beyazsın sen
Gözüme siyah görünen gönlümdeki ebyazsın sen
Mevsimler güz olur, kış olur; hep yazsın sen
Sende iltica edilir, her mümine ıyazsın sen
Teslim olan her müslime bir imtiyazsın sen
Duâsısın enbiyanın, kabul olmuş niyazsın sen
Bâki demiş:
Âvâzeyi, bu âleme Dâvûd gibi sal.
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Fakir demiş:
Ma'lumdur, nice âvâzeyi bu âleme saldık.
Senelere mübâdil nice ân vardır
Sürûra müsebbib nice gam vardır
Menbâ-ı bereket nice mihmân vardır
An gelir keder gider, tevekkül imandandır
Müdrik ola ol kimse, "takdîre" mihmândârdır
Meğer mevhum bir kıymetmiş
Onu yazdığım kalemi incitmişim
Meğer gafletime tevafuk edince enzârı
Ona tükettiğim mürekkebi zayi etmişim
Meğer dertmiş, sertâc ettiğim o dermanı!
Onu düşündüğüm vakti heba etmişim
Ara ara tevbe eder başlarım yine efendim
Müsabaka zor gelmedi ben yine elendim
Uçup kaçan ben, günahkâr yine bendim
Bir tevbelik iş değilmiş netsem bilemedim
Ey aşk-ı mecaz!
Semeredârem, niyahettir hâl-i eşk-i bâr
Tevbekârem şükür ki, bu maziye keşkim var
Senden kalan bir şi'rim, bir de meşkim var
Ser ve dârem el-an ki, bir hakiki eşkim var
Seküler karanlığın ışıklarındayız.
Aklımızı örten koca bir dünya var.
O mazlum sokakları unutmaktayız.
Gözlerde, fâni, koca koca rezidanslar,
Keşmekeş yürekleri uyutmaktayız.
Dâvânın erleri beşikten çağıldarlar
Efendim!
Nicedir müştâk-ı Nebi oldum âğuşuna al derim
Bir kızıl zehir içsem elinden, ol şerbete âl derim
Rüyama gelsen hele, gitme! yanımda kal! derim
İşitsem aleyhinde nice lâfu güzâf, kîl û kâl derim
Âmâdeyim efendim, her emrine beni sal derim
Hâlâ yankılanır tekbirler enkazında kim bilir
Sana baktıkça şimdi, gözlerde yaşlar tükenir.
Avlun cem ederdi gençleri, diriltirdi hüsnün
Doğrul ey ulu mabed! bizi bitirdi hüznün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!