köşesi kopmuş bir zarfı açarken çoğalan hüznün dökülmesi gibi
dağılıyorsun avuçlarıma
saf, pelteleşen dilin tükendiği ân koparılan yüz gibi
yansıyorsun bedendeki canıma
Bu çöl yangını tutuşur ilk heceyle
Saydam gecelerin perçemine asıldığı an
Tılsımını yitirmiş efsûnî kitabelere kanarken ben
Yontma kadim sahifenin yanmış köşesinde
Kırk-ikindi şafaktan doğarım yeni-baştan
çizgileri silinmiş karartı ayalarına toprağın,
çekme üzerimden azizem
o su parıltısı yürek kanatan bakışlarını..
melek kanadı naifliğinde
bir sızı damıt kalbime
eğer sayarsan beni
“Bendeki benliğim benim değil ki, senin olayım...! ”
Durma ak içimde
deli dolu bir sel gibi..
yansın her yanım
dokundukça ellerin sineme
Heyecan verici bir tabloda işlenir testimize aşk
Maverâdan kanayan ebruli nehirlerden gelen
En âciz resimlerde yontulur yüzümüz/ nadide endam
Kalk gidelim çarşafa dolanan bu zamandan
Dönüşümüz bir heybede olacak, kırbaçlanan..
Bugün gözlerimde tütsülü buğu
Gökyüzü ruhumu sıkar gibi
Mihrabına konmuyor kuşlar alnımın
Secdesinde tutuşur toprağı yerin
Kalemimin kesiştiği noktada
Beni bir Sen tut şakağımdan..
Umarsız yoğruldu düşlerim kör bir kuyuda
oynaşır yakamozlar gözyaş(lar) ımda
harabedir arşı kalbimin/ som yalnızlık
caddelerde yaralı ayak izleri(m) esrik
revaklardan geçerek ulaşırım taşraya
geçtikçe yüzümden her serseri rüzgar
-Sallanır durur ellerimde ruhum
savrulur gözlerim kasırganın akışına-
Mahmur gözlü gölgem
asılır sineme/ düşmüşüm toprağa
ellerim kırık/ kızıldır dudaklarım
U n u t b u l u t s u z y ü z ü
rengi darmadağın gölgede
içimi kana bezeyen savaş
yırtılsa da/ durmaktan yoksun
kirletilmiş sahifede kin
Bir ayet... sabahın yırtılan ağlarından kuytu bir tansık
doğmadan da takılır, kızıllığına şafağın siyâmi edâyla
yağmur yağar pencereme, güneş içindedir gözlerimin...
gözlerimi kamaştırır, nâif sızımsı kelebek kanadından
kadim tarihten kalma, futursuz yansıma kırık ışıklar..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!