Kapım çalınmazdı, ben hep tek başımaydım,
Geceler şahitti, gölgeler yoldaş;
Yorganın altında titreyen bir sır,
Titrek bir alevdi içimde yanan baş.
Hastalandığımda, elimi tutan yoktu,
Bir kadın düşün, sözleri fısıltı...
Kaşları yay, dudağında tek kıpırtı.
Ne allık bekler ne süslü bir takıyı,
Özünde taşıdığı inciyle bakışı doyurur.
Ne Gamze çukurdur ne de bir kusur,
Kapkara bir bulut çökmüş üstüme,
Ne güneşim var ne de gölgem,
Rüzgar bile ıslık çalmıyor artık,
Bir fırtınanın ortasında kalmış gibiyim.
Yüzüme gülmez hayat, biliyorum,
Her köşede bir diken saklıyor.
Karanlığa teslim olunca kenan,
Yusuf’a uzanan el olmak ister,
Haksızlıklar hüküm sürdüğü zaman,
Cesurca haykıran dil olmak ister,
Toplumun aynasıdır, aşkın hamalı,
Sen nasıl bir karanlıksın, göz gözü görmez
Herkes şiir okuyor, yazanın halini bilmez
Gece uyanır bir cümle yazar, hiç te erinmez
Harfler karanlık, hece karanlık, şiir karanlık...
Şiir dosttur, olmuş okuyan okuyana düşman
Karanlık bir odada, bir fısıltı duyarım,
Suskunluk denizinde, bir fırtına taşırım.
Zincirler vurulmuş, dile gelmeyen sözlere,
Ben konuşursam, kimse dayanamaz o kedere...
Bir zamanlar güldüm, her şeye inandım ben,
Karanlık çökerken ruhun yanına,
Gözlerin güneşçe doğar anıma.
Ne yıldız feri var, ne ayın nuru,
Bakışın fetheder en kuytu suru.
Sessiz bir lütuftur o derin bakış,
Karanlık çökerken kentin üstüne,
Vicdanlar sağır mı, gönüller mi kış?
Onur kurban oldu dünya kastına,
Haysiyet dediğin dillerde nakış.
İstifa kelamı dillerde mühür,
Karanlık çökse de ruhun daralmaz,
Kaderin çizgisi asla yanılmaz,
O’ndan gayrı sığınacak yer kalmaz,
Korkma ey gönül, Hak yolu sönmez.
Yazılan ne ise o gelir başa,
Karanlık çöksün varsın ruhumda bin güneş var,
Senin sıcaklığınla erir dağdaki buzlar.
Yıldızlar sönük kalır seni kıskanır aylar,
Gönül ufkumda doğan eşsiz bir nurdur adın.
Van Gogh’un fırçasından dökülen renkler gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!