Yalanmış yıllar yılı yüzündeki gülüşün,
Verdiğin bütün sözler, gidip-gidip dönüşün,
Gençlik heyecanıyla kurduğumuz her düşün
Katili sensin ama, katiller de ölüyor…
Seneler acımasız, kayboldu izin bende,
“Kısmet olmayınca dayak bile yenmez” derdi rahmetli babam,
Ben de derim ki;
“Kartal olup göğe ağsak, sis çöker hep, görünmez,
Baş dik ama ayak yorgun, düz yol olsa yürünmez…”
Sanmıştık ki, gök bakışlı, şimşek gibi anıttık
“Bazen bir damla gözyaşı, volkanları söndürür,
Bazen bir nefes hasret, Mecnun’ a döndürür...”
Can evimde çırpınır kanadı kırık bir kuş,
Bülbülün mekânında ötmesin diye baykuş,
Çıkılmıyor be dostum, bu yaşta bunca yokuş;
Oğul sana bir nasihat edeyim,
Sakın ola bu sözümü unutma,
Yalana dolana meyil eyleme,
Bırak aksın gözyaşını kurutma...
Ağlayan değil ağlatan utansın,
Gönül her gelene verme sırrını
Düşersin dillere ayan olursun.
Güvenip terk etme öz vatanını
Ömrün boşa geçer ziyan olursun…
Sanma ki nasihat ata’ndan boşa,
Sabah olur, akşam olur gün biter,
Gelmez oldu ne selamın ne haber,
Dostlarım kayboldu hep teker teker,
Kalanlarsa insanlıktan bi haber...
Çiçeğin açmadan solmaya görsün,
Nihavent yine bu akşam dudağımda şarkılar
En yeni bestesini söylüyor yüreğimin
Varlığınla var oldum,yokluğunda bu çocuk
İçin için ağlıyor,yavaş yavaş ölüyor
Ne sazlarım susar artık,nede yüzüm gülüyor...
bunu yapmayacaktın
beni baştan çıkarıp,sevginle şımartmayacaktın
eritmeyecektin yüreğimdeki buz dağını
şimdi sellerine katlanacaksın...
yalan değil duygularım,aşkım oyuncak değil
Yıllar sonra döndüm İstanbul’uma,
Boğaza ikinci köprü yapılmış.
Dikmişler dev gibi plazaları,
Memleketin her köşesi kapılmış…
Vermişler çakala aslan payını,
Gül yurdunda gül dermeye gidim dedim gül ağladı,
Halimizi dosta dedim, kaçtı gitti yol ağladı,
Arı gibi gezdim durdum, petekteki bal ağladı;
Sırrımıza vakıf olan Hak’tır, kulları neyleyim,
Sevda diye dile düşen çoktur, dilleri neyleyim…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!