Bu rüzgârın karşısında
Sallanmayan dal mı kalır
Hüzün hicran çarşısında
Dile nispet bal mı kalır
Her şey biterken bir anda
Tipi boran başım eğdi
Kanatlarım yere değdi
Deli gönül yükseklerden
Uçmak senin neyineydi
Gözün aydın düştün işte
Doldurdu içime dert yığın yığın
Her yerde her zaman her gayrılığın
Şimdi bu saatte bu ayrılığın
Neyini hayıra yorayım gönül
Söyle bana senin bu muydu azın
Değişmeyen yetkim
Bitmeyen gücüm olsaydı,
Nufüsunun nereye ineceğini bilmiyorum,amma...
Düzenini,öyle yerle bir ederdimki
Kalıntılarından,eser bile kalmazdı.
Dertlerim var çeşit çeşit
Binde biri cana eşit
Artık figanımı işit
Ağlıyorum ağlıyorum
Kucak açmış kara toprak
Ela gözlerini tatlı huyunu
Andıkça kendimden geçesim gelir
Islak dudaklardan aşkın suyunu
Başımı eyipte içesim gelir
Ellerinden tutup, yanaklarından
Edebi şuurda şifremiz arken
Gonca gül misali benzimiz narken
Duru kalmak için onca yol varken
Sele döndük sele pisi pisine
Düşler yuvasına varıp yatmadan
Yeter allahım yeter
Beni bırak ona bak
Bittim tükendim artık
Azıcıkta oni yak
Beni böyle eden o
Eğer beni seviyorsan, yanıma
Aklını başına topla öyle gel
Tadından tat katacaksan canıma
Kalbini iyice yokla öyle gel
Hayat denilen şey o’ki bir düştur
Salonda şominemin
Önünde otururum
Ateşe gerek duymam
Resminle ısınırım
Çayım kahvem yerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!