Çığ olur gelirim, durduramazsın
Çözülür dillerim, susturamazsın.
Beni yakıp kendin kurtulamazsın.
Yollarıma çıkıp çağırma beni.
Fukara yağmanın hengamesinde,
Ne kaynar bilinmez tenceresinde.
Suskun çocukları penceresinde
Hayallere firar eder çaresiz.
Ağa sızmış dünya meyhanesinde,
Dert nakışı işlenince derince,
Her sevdalı inler kendi dilince.
Kararmaya başlar rengi sevdanın,
Dünyadaki tüm renklere küsünce.
Çile dergahında hırka giyince,
Başımda bir tatlı bela, savsan savılmaz.
Tökezletti gamzeleri, belim doğrulmaz.
Kirpiğinin darbesine surlar dayanmaz,
Dil inkar etse ne çare, gözlerim gammaz.
Kurduğum olmaz hayaller, hayra yorulmaz.
Pençelerin hasretiyle yandı pusatlar,
Hangi sabahları bekler nazlı vuslatlar?
Beddua yorgunu dilim sövmeye meyyal,
Ne türküler mırıldanır arsız dudaklar!
Kapıda bekler ayrılık, var mı çaresi?
Hazır olsun gözlerinde ilk çiy tanesi.
Üç beş günlük bir baharmış, yarıda kalmış.
Kopacakmış sevdamızın kıyameti?
Sensizlik provası yaptım, hep çuvalladım.
Yoksa nasip Hak katından,
Umduğuna eremezsin.
Kavrulsan aşk pınarından
Bir yudum su içemezsin.
Varsa kibir hamurunda,
Bilgeler dökseler kelamlarını,
Mecnunsa dinleyen, dil neye yarar?
Bağlayın deseler ayaklarını,
Gönülse deliren, bağ neye yarar?
Yar derin işlerse dert nakışını,
Seni de yordu mu yükü hasretin?
Anılar yoluna pusu kurdu mu?
Gönül sarayımı yakan gözlerin,
Arada bir benim için doldu mu?
Soldu mu yoksa yüzünde güllerin,
Sıradağlar gibi bela çökünce,
Üzerinde ecel kuşu dönünce,
Bedenini cellat gözler süzünce,
Huseyni şecaat, izzet senindir.
Düştüğün ateşler sarar serince,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!