MÜLHİME
Fevzi Emir Yılmaz
Sevdanın kıyısına demir atmış gemiyim,
Yüzüne mâhirim de gönlüne acemiyim.
Say ki adım kavuşmak, vuslatın son demiyim;
Gelip çalsam kapını, açar mısın mülhime?
Dizlerinin dibine sığınsam can havliyle,
Kabullensen gönlümü elemi kederiyle,
Kavrulurken yüreğim aşkının özlemiyle,
Bir yudum su istesem, verir misin mülhime?
Sev ki günah yazmasın sol yanımın kâtibi,
Boynu bükük gönlümün yalnız sensin tabibi.
Rahmetle sürüklenen beyaz bir bulut gibi,
Çatlamış toprağıma yağar mısın mülhime?
Sahiplen şu köleyi satıldığı pazardan,
Merhamet et hâlime düştüğü intizardan.
Nûru sönmüş gönlümü kurtarıp bu zindandan,
Geceme güneş gibi doğar mısın mülhime?
Tek korkum nazarında boynumun bükülmesi,
Huzurundan kovulup firkate sürülmesi,
Veremeden bu canı mihnette sürünmesi;
Haşyetini serimden çeker misin mülhime?
Gönlüm zaten marazlı, kaldırmaz başka yara,
Erteleme vuslatı sakın başka bahâra.
Buralardan çok uzak, bir bilinmez diyâra
Uç desem benim ile, uçar mısın mülhime?
Ak düştü saçlarıma ayrılık kederinden,
Bir nebzecik ümitle kalbim oynar yerinden.
“Haydi gidelim,” diye tutup da ellerinden,
Gel desem benim ile, gelir misin mülhime?
Görüyorsun hâlimi, ne ölü ne diriyim,
Ayrılık sanatının ustalık eseriyim;
Şu gülmeyen bahtımın zincirli esiriyim.
Lâ-mekânım sen yuvam, olur musun mülhime?
Kayıt Tarihi : 11.7.2025 19:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!