yetmişinci yaşımda ararım yedinci ayımı kefil
şimal ashabına yaklaşırım, halim fıtratı üzere gafil
her hamlesinde sadrım saplanır fedainin kör mızrağına
kan değil, gözlerimin demi süzülür toprağa
düğümlenmiş kırk vahşi'nin cürmü parmaklarıma
Elma yanaklarını her gördüğümde
Efsunlu ağaçları kıble edinir,
Emir dinlemez, ganimete koşarım
Kovulmuşa uyan Adem misali
Katrelerini her sezdiğimde
yorgunum
bileklerimden çarmıha geren de sen
çivileri söküp indiren de
yığılmışım, bütün alemin önünde
ateş gibi gözlerin olsun
uyandım ilk ölümümden
arzdan ömürlerce düşerek
hasret kaldım göz açmaya
yuvam oldu artık ürpermek
hiçlikte toplandım düşmüşlerle
güldüler kahkahalarını dökerek
tam kuyudan çıktım derken
aldanmışım
ipin değil, bir çayanmış uzanan
ciğerimde ortada kalmışlığın iniltileri
ve damarlarımda bir ceninin güçsüzlüğü
yürüyorum yılgın bir ormanda
kefene sığdıramadığım sevginin sahibi ben
ve mezarlıkta kovaladığım adımların sahibi sen
son bakış ki demir ipliklere bağlanmış bir kör tırpan
ziyanım parçalanır mermer zindanlarında pinhan
hüzünle mayalanırken gecelerim
unutulmuş bir çay ve dertlerim
ıslatır kağıdı kalemi gözlerim
yazamadığım kağıda,çoktur muhriplerim
harbin özünden içmiş millete tanrı kutu'dur umudumuz
bükülmez bileğimiz, yerde kalmaz namusumuz
çıkarız son ergenekon'dan önümüzde başbuğumuz
anadolu cehennemini cennete çevirir cumhurumuz
ufuklara sığmaz bir coşkuyla alev alır yüreğimiz
korkuyorum, yürürken yalnız arşıma
fatih olamayan bir firavun olmaktan
titrek kirpiklerimi zorlayan kumlardan
piramitlere hapis uykumda, göremiyorum
kirpiklerim titriyor huzmelerin rotasında
güneş mi gözlerimi alan, yıldız mı?
nefretlerim yanıyor kışların ortasında
kül mü üzerime yığılan, kar mı?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!