Lumbina sen hayat örtüsü
sen gönül köprüsü
Sen gece ışığı
Lumbina sen zeytin sen peynir
sen bir gazete kağıdı
Soğuk akşamlar da bir çay buğusu
Kardan mahrum şehre yağan bembeyaz örüntüsün
Her hayale daldığımda kalbe gelen görüntüsün
Martın soğuğu işlemez bedene senin sıcaklığın kalbe vurur
İnan siyah melek sen konuşurken bu kalbin ritmi bozulur
Uykumda sen uyanıkken sen caddede sen
Her yüzde seni arar gözlerim
Yürüyorum ıpıssız bir adada
Portakal çiçeklerine basarak
Elimde boş bir teneke kutusu
Sarp dağlara doğru yürüyorum
Yanımda ''ejderha avcısı '' amcam
Kuş lastiğini kuşanmış
Sen benim ruh deşimsin ruh eşim
Sinir eşiğimsin hayat beşiğimsin
Prangama avlusun terime avlu
Hapishaneme pencere aşıma tencere
İnsan kendinden geçiyor sevince
Bana kollarını açtın ben kendimden geçince
Ne katiller var sessiz
Hain içinden kurnaz
Susuyor sanırsın adam dersin
Oysa onlar hilelerini gizliyor
Kimilerine ne çok ne uzun konuştuk
Kalbimizi açtık
İnsan bırakır kendini sevgiye
Seygiyle iyileşmeye
Ama sevilmez bazen daha kötüleşir
İnsan demek ki sevgi kumardır
Acı insanı tütün tiryakisi de yapar
Su bağımlısı da
Duyarlılaştırır insanı acı
Kahve ile duyarsızlaşır insan
Sigara ile uzaklaşır
İnsan acıyla zamansızlaşır
Neye yarar yitip gidince bilinen değer
İnsan etten sinirden oluşan beşer
İnsan bu dünyada sevilmek ister
İnsan bu bir güzel söz duymak ister
Takdir edilmek gariban bir ananın oğlunu buğday ekmeğiyle doyurması
Artık ikimiz diye bir şey var.
Sular bizim için çağlar ah okyanuslar!
Artık ikimiz diye bir şey var.
Bülbüller bizim şarkımızla çağıldaşırlar.
Artık ikimiz diye bir şey var.
Yine yorgunsun yine yoğun
Yine yoksun
Ah ben ne hissediyorum
Kalbimde ahlar
Sarhoş dudağından bir yudum aşk dilediğim anlar
Kalbim orta doğu gibi delik deşik isyanlar bağrımda savrulur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!