bugün pazartesi
senin galiba beş dersin olacak
yine salondaki aynada taradın saçlarını
istemediğin bir şeyi yapmış olmanın öfkesi
yine karartmış alnını
fakat acele
..........
..........
Kayıt Tarihi : 5.6.2002 17:19:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

bugün pazartesi
senin galiba beş dersin olacak
yine salondaki aynada taradın saçlarını
istemediğin bir şeyi yapmış olmanın öfkesi
yine karartmış alnını
fakat acele etmek lazım
geç kalırsan tramvay kaçacak
ve bir yasak levhası gibi asacak suratını
o suratsız müdire hanım
bugün pazartesi
dün pazardı
belki evde kalıp balerin resimleri yaptın
kulağında uzak bir piyano sesi
belki neşeliydin
belki düşüncen vardı
belki de yağmur gibi inerken hatıralar
herhangi bir köşe başında
bana rastladın
ben senin hayatına muhalif bir rüzgar gibi girdim
Atilla İlhan
bugün pazartesi
senin galiba beş dersin olacak
yine salondaki aynada taradın saçlarını
istemediğin bir şeyi yapmış olmanın öfkesi
yine karartmış alnını
fakat acele etmek lazım
geç kalırsan tramvay kaçacak
ve bir yasak levhası gibi asacak suratını
o suratsız müdire hanım
____Kalemin şiirdeki duruşuna dair önemli özelliklerinden biri de şiir örgüsünü, muhattabıyla konuşuyor biçiminde gerçekleştirmesidir. Dolayısıyla, 'Muhalif Rüzgar'ın ilk dizelerinde de kalem penceresini diyaloğa açmış bulunmaktadır. Temanın ise net bir özlem duygusundan oluştuğunu görüyoruz.
Sevgide özlem duygusu, varlık süresince güncelliğini korur. Asıl etkili duyumsayışlara yol açan hali ise sevgilinin yokluğunda hissedilen biçimidir. Ve bu özlem her ne kadar kendini güncelden uzak tutmaya çalışsa da kişinin içselini ziyarete devam eder.
Bazı insanlar, kendilerine ve muhattabına verebileceği zarar endişesiyle bu duygudan olabildiğince uzak kalmaya çalışırlar.
Öyle ki yaşanmış güzel an'ların tek bir harfle dahi dile gelmesi onlar için adeta işkence acısına eşdeğerdir. Bir kısım insan ise, zaman zaman depreşen özleminden dolayı herhangi bir çekince duymaz. Hatta bu insanlar ayrıldığı kişiyi yaşamlarının çok özel bir noktasında tutarlar ki ruhunun bu çok özel odasına sadece kendisi ve sevmiş olduğu insan girebilmektedir.
İşte bu dakikadan itibaren insan, odaya her girişinde bir diyaloğun öncüsü konumuna gelir.
Çünkü o'na göre; sevgiliyi tüm bireysel kederine rağmen hatırlamak, ondan sonraki hayatında nelerin olup bittiğini paylaşmak, özel ve sevdiği unsurları birer birer yeniden düşünmek ve bazen de sadece onunla gülümsemek, çok değerli ve korunması gereken bir 'hatıra' niteliğini taşır.
Şairimiz de giriş dizelerinde hayatın tüm somut ögelerini ele alarak, bahsettiğimiz odanın kapısını açmış bulunmaktadır.
Ne kadar sahici görünüyor değil mi dostlar? Bir dizeden diğerine geçtikçe neredeyse bu tabloda gerçekten iki insanın olduğuna inanacağız. Şiirde bunu okuyucuya hissettirebilmenin en önemli nedenlerinden biri kalemin sırrındaki 'ölçülü samimiyet'tir.
Şiirde samimiyet, dejeneresi çok kolay bir duygudur. Bazı kalemler, samimiyeti laubalilikle karıştırırlar üstelik araya serpiştirdikleri abartılı dokunuşlarla şiirin duygusuna verdikleri zararı ikiye katlarlar.
Bu yüzdendir ki görünürde doğallık ve samimiyet içeren her şiir okuyucunun sevgi ve saygısını haketmez. Bu anlamda eser üreticisi kendini yeterince eğitebilmiş ve geliştirebilmiş ise samimiyette durması gereken yeri bilir.
Dolayısıyla bölümdeki akıcılığın, kalemin ölçülü tavrından kaynaklandığnı düşünüyorum.
Ayrıca dizelerin haberdar ettiği başka bir anlam daha vardır ki o da şairimizin bazı duygulardaki gecikmişliğine dairdir. Şiirde bariz biçimde yer alan 'Müdire hanım' ifadesi, bir otoritenin varlığına dikkat çeker.
Çünkü bu kimlik yapısı, çoğunlukla sevdiği insanın çalışma yaşamına dair somut ögesi olduğu kadar, diğer taraftan da kalemin zaman karşısındaki çaresizliğine ışık tutan bir başka örnektir. Kısacası onun yaşamındaki en büyük otorite 'zaman'dır.
bugün pazartesi
dün pazardı
belki evde kalıp balerin resimleri yaptın
kulağında uzak bir piyano sesi
belki neşeliydin
belki düşüncen vardı
belki de yağmur gibi inerken hatıralar
herhangi bir köşe başında
bana rastladın
___Gelişme bölümünde şairimizle birlikte geçmişin güzel dakikalarını sayıyoruz. Dakikalar ilerliyor çünkü zaman kavramı durağan değildir. Yaşam, zamanın bu hareketliliğinden büyük oranda beslenir ve büyür ama insan bazen bu görkemli tablonun içinde ya çivilenmişcesine belli bir noktada durur ya da kendini tamamiyle soyutlar.
Öyle görünüyor ki şairimiz de, çivilenmeyi seçenlerdendir yoksa hala Pazartesi'nde kalabilir miydik? Üstelik dünün Pazar olduğunu bile bile ve sevdiği insanın yaşamsallığını bu denli ince bir ezgide duya duya...
Kim bilir belki de bu aşk hiç bitmemiştir ya da belki henüz yaşanmadan bitmiştir? Belki de kalem kendine ait odanın kapısını açarken, bir gün oraya yığınla insanın girebileceğini hiç düşünmemiştir. Ya da bazı insanların tüm çabalara rağmen odaya giremeyeceklerinin hesabını da tutmamış olabilir.
Ama o'na göre köşe başları, somut ve soyutta çok önemlidir ve kesin bir gerçeklik taşır. Çünkü bu noktalar, hayatın dönemeçlerine kapı açar.
Genelde bir sokaktan diğerine ulaşabilmek için bu noktayı adımlarız. Bazen de duygu dünyasına dair yapılan yolculukların 'düşünme' noktasıdır köşe başları...
Bazen hayat sadece 'rastlantı'dan ibarettir. Bazı insanlar, hayatı kontrol altında tutmayı severler. Bu hem çok ağır hem de ekstra bir yüktür ama bazıları yaşamın ona getirebileceği yanlışlardan korunmak uğruna bu yükü taşımayı göze alırlar.
Yaşam ise herhangi bir kalıba girmeyi tercih etmez çünkü bu doğasına aykırıdır. Dolayısıyla; yaşam çoğunlukla etkenliğinin yanına edilgenliğini de iliştirir. Ama ondaki edilgenliğin anlamı 'pasifize'den uzaktır çünkü yaşam bazen etkeni edilgenden doğurur. Ve bu durum insanın karşısına 'rastlantılar' olarak çıkar.
Sevgiliyle tanışma sürecini yine aynı samimiyetle paylaşan kalem, gelişme bölümünde sıkça kullandığı 'belki' ifadeleriyle, bizlere aslında yaşamın rastlantılarla ne kadar yakın bir işbirliği içinde olduğunu fısıldar.
ben senin hayatına muhalif bir rüzgar gibi girdim
___Finale taşıdığı bu dizesiyle de; kendini, sevgiliyi, ayrılığı, yaşamı, hatıraları, güzelliği ve gecikmişliği yani şiirin tüm detaylarını teyit eder.
Çünkü sadece kaleme özgü olmamakla birlikte, 'muhalif rüzgar'lar dokundukları alanda mutlaka bir fark yaratırlar.
Şiirin sevdalı sesine sevgim ve saygımla,
TÜM YORUMLAR (1)