Açığa aldım sevgini,
Mühürledim senden kalan ne varsa
Firuze duvarlar ördüm,
Gizin görünmez ağyara
sızlanma.
Sorgulatma bahtını boş kağıtlara
Gölge bariyerlere yaslanma
Set çek geçmişinle arana
Dilin dönmesin hem,
Mani nedir arlanmana?
Yeter yorgunluk verdiğin sulara
Daha kaç müsaade
Kirinden arınmana
Mana yalnızlık sever,
kaçınma.
Çeksin yükünü mücerret
Yol var, ümitsiz kalma
çok uzak değil kerevet,
Yeter ki ateşi harlayan
sen olma.
Çek at perçinlerini dünyanın
Cazibesine kapılma
Her perde bir ayrılık
Kelamlar çok süslü artık
yem olma.
Halin vaktin yerindeyken
Azad et tüm köleleri
Bu intikal çok değil mi
Var mı müteveffa besleyen
Sal kafesten güvercini.
Nedamet demini bulmuşsa
Bir son ver kula kulluğa
Artık hasat vakti bağda
Hasılattan ne kalırsa,
Sen sen ol, satma.
“Düşürme dilinden, an ki her defa
Hacetin boynunda kesret olmaya”
Bitmez, daha uzar bu cefa
Kurtuldum sanma.
Ve asla gönlünden çıkarma yâri
Seher ne lütuftur, fırsat kaçırma
Aydınlık her lahza nimettir cana
Unutma.
Usanmışsan şu hayattan
Kefen biç artık dünyaya
Menziline çok az kala
Defnet ihtirasları sebatla
Bir muhtıra sun cihana
Bil ki yoldayız daha
durma...
Kayıt Tarihi : 11.11.2016 23:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!