Rüzgârın alnıma sürdüğü soğuk
eski bir hatırayı yoklar gibi…
Sanki zaman genişliyor içimde,
bir çocuğun sessiz bakışıyla.
Bir yokuş vardı eskiden,
Adımlarımızla aşındırdığımız.
O yokuşta bıraktık bizi,
Bir daha kimseye anlatmadığımız.
Gün doğarken gittiğin o sabah,
Bir saat, zamandan vazgeçmiş gibi,
Akrep ve yelkovan durmuş bir yerde.
Geçmişle şimdi arasında sıkışmış,
Bir ruh, yorgun adımlarla yürür çölünde.
Her nefes, derin bir uçurumdan çekilir,
Gözlerin uzaklarda bir yıldız gibi,
Erişemem, dokunamam, bilemem seni.
Bir rüzgâr eser de tenime değer
O da senin gibi, geçer gider.
Zaman alır benden her bir anını,
Düşünüyorum da ne güzel sevmişim ben Sen'i... Sen' i göremeden de, Sesini duyamadan da Ben yine ne çok sevmişim Sen'i...
Yeri geldi sesinle hasret giderip düşlere daldım Yeri geldi bir iki saatlik görmelerin an' larını kocaman yapıp yapıp Sen'li hayellere daldım...
Ben ne güzel sevmişim Sen'i... hasretin bir kor misali alevlendiğinde yüreğim Sen diye özlemi çekerken buram buram her yanım Sen kokarken sesini dinleyerek teselliler verdirdim kendime teskin edip şu durulmayan yüreğimi sesini dinletip de sevindirdim, sevdirdim yine gülüşlerinde tebessüm ettim, hüznünle hüzünlendim yine yaşadım aynı anları yine ve yine, yine yine ne güzel bir sevinçle sevdim ben Sen'i çocuksu bir edayla alıp başa defalarca sararak geri Sen ne güzel bir şeysin, diye diye
Zaman geçti, ömürden çaldı,
Ama bir an bile silemedi adını.
Ellerim titrer, dokunamam hayaline,
Yıllar bile eskitemedi kalbimdeki yerini.
Sesin, hafızamın unutmadığı bir şarkı,
Yıldızlar düşerken karanlık göğün kucağına,
Sessiz bir çığlık yankılanır, boşluğa karışır.
Hayat, dikenlerle süslenmiş bir yol,
Her adımda bir yara, her nefeste bir soluk acı.
Gözlerinde birikmiş seller,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!