"Peygamber Efendimiz'in 'Ümmetimin helal ve haramı en iyi bileni' dediği, Yemen'e muallim olarak gönderdiği o muazzam sahabi: Muaz bin Cebel. O, ilmin ve hikmetin yaşayan bir sancağı, Peygamberimizin arkasından namaz kıldıran o nurlu sima."
"Medine sokaklarında ilmin kokusu yankılanırdı...
Genç yaşında Peygamber'in gözdesi, helal ve haramın bekçisiydi Muaz.
Efendimiz buyurdu: 'Sen ümmetimin helal ve haramı en iyi bilenisin!'
Yemen yolu gözüktüğünde, vedası bir başka idi.
Efendimiz devesinin dizginine yapıştı, dizgine sarıldı Muaz.
Yüreği yandı, gözü yaşlandı ama ilmiyle nura yürüdü ilmin deryası Muaz..."
Genç yaşında ilme vurdu mühürü,
Helal ve haramın o gür gürühü.
Resul’ün arkasında namaza durdu,
Hikmetin kapısını Muaz’la vurdu.
Yemen toprağına nuru saçtı O,
Peygamber’in izinden ebede kaçtı O.
Akıllı, zeki, vakur bir can,
Onunla şereflendi koca bir cihan.
Ey Muaz bin Cebel! Hikmetin eli,
İlim bahçesinin en gür, gür dili.
"Ümmetin helali-haramı" dedi Nebi,
Sensin bu şerefin en ilk sahibi.
Ya Muaz! Ya Müallim-i Din!
Sana selam olsun, ey kalbi makbul!
Yemen'e giderken Resul’le veda,
Gönlünde hasret, dilinde dua.
Dizgine sarılan o mübarek eller,
Hasretin narıyla yandı o erler.
Zorlu bir sınavda büküldü beli,
Lal oldu hasretten hasret dilleri.
İlim sancağını en önde tuttu,
Resul’ün rızasını her şeyden üstün tuttu.
Zulme boyun eğmedi, Hakk'ı haykırdı!
Küfrün karanlığını ilmiyle yardı!
İslam müallimi, vefanın en saf hali,
Göklerde parlıyor onun eşsiz misali!
İlim ve hikmet, Peygamber'in hasreti...
Muaz bin Cebel...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 12.04.2026 22:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!